7 Ocak 2016

Lâ tahzen

Lâ tahzen! (Üzülme!)
Bir şey olmuyorsa:
Ya daha iyisi olacağı için,
Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler…
Onların rızkına kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
Yeter ki sen istemeyi bil..

Lâ tahzen! (Üzülme!)
İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
O halde ne diye üzülürsün ey can?
Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..

“Derdim var” diyorsun;
Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
Sanma ki dert sadece sende var.
Şunu bil ki;
Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla.
Dert nerede ise deva oraya gider.
Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
Soru nerede ise cevap oraya verilir.
Gemi nerede ise su oradadır.

Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
“Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
Yanmaz, yanamaz…
Ayağın kırıldı diye üzülme!
Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.

Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!

İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
Olmazsa Bin Hayır Ara…

Geçmiş ve gelecek insana göredir. 
Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. 
Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir.
 Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir.

 Neden çok üzülürsün ki? 
Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:

– Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
Aç da kendini oku ey can!
Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
Ama sen bunun farkında bile değilsin.
Derdin ne olursa olsun korkma!
Yeter ki umudun ALLAH olsun…
Herkes bir şeye güvenirken;
Senin güvencen de ALLAH olsun.

Hiçbir günah, ALLAH’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
Sen yine de günah işlememeye bak!

Lâ tahzen! (Üzülme!)
Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
Dilersen hiç konuşma…
O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?

Mevlana

21 Aralık 2015

Puslu Akşam Sessizliği

Dün akşam, kapıyı çaldı bir çocuk; seni arıyordu.
Evde olmadığını söyledim; nerede olduğunu sordu. 
"Korkularının götürdüğü yere gitti." dedim. 
"Onu nasıl bulabilirim?" diye sordu endişeyle. 
"Çürümüş aşk kokusunu bilir misin?" dedim.
  Yüzüme baktı öylece.
"Puslu akşam sessizliğini bilir misin?" dedim.
"Hayır" dedi başını eğerek.
"Anneni bir daha hiç görmeyeceğini düşün." dedim.
  Dehşetle baktı bana,
  Koşarak merdivenlerden kayboldu.

21.12.2015 - Harem / İstanbul

16 Aralık 2015

İlham Verici bir Yaşam Öyküsü


Yoruma gerek yok sanırım...




Kendi ağızlarından...




Kendi yüreklerinden...




Bu da mendil; ağladıysanız benim gibi...



23 Ekim 2015

An'lar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem.
Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama işte 85′indeyim ve biliyorum…ÖLÜYORUM…

Jorge Luis BORGES

16 Mayıs 2015

Mecaz

Başkalarına adres sormanın zamanı değil artık,
Başında duruyorsun aradığın sokağın.

Emare aramaktan söndü mumlar,
Karanlıkta zaman ıssız geçer uzaklaşırız.

Hakikatı cilveleştirip dağıtma dudaklarında,
Biz ancak basit cümlelerle yeşereceğiz.

Bilip de bilmemezliğe kollar açma daha,
Başı sonu belli yollara vurup kavuşacağız.

Mecaza mecalim kalmadı daha,
Aşikarı zarflara doldurma artık.

16 Mayis 2015 - Moda - İstanbul

14 Nisan 2015

Sana Sığınırım

Ucu yitik köprülerin tereddüdünden,
Eğilmez, bükülmez inadına sığınırım.

Hürriyet bilmecesinin soğukluğundan,
Yüreğimi yakıp kavuran kelepçene sığınırım.

Odun tozlarının tatsızlığından,
Damağımı eriten lezzetine sığınırım.

Sen nasıl bir aşksın kadın!

Senden kaçsam hayaline tutulurum,
Aşkından kaçar yine sana sığınırım.

11.04.2015 - Rio De Janeiro

Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...