25 Mayıs 2008

Karakter Analizi - Karar Verme

İnsanlar F tipi, T tipi, P tipi, FT tipi insan olarak dörde ayrılır.

F tipi insanlar karar vermeleri gereken durumda, akıllarına önlerindeki seçeneklerin getirir ve herbir seçeneğin ne kadar avantajlı olduğunu değerlendirirler. Dezavantajlar akıllarına gelmez, gelse de bunlar üzerine düşünmeyi sevmezler; oryantasyonları buna uygun değildir. F tipi insanlar çabuk karar vericilerdir. Bu nedenle onlar için çoğu karar süreci kısa sürer ve iş dünyasında yöneticiler tarafından çok sevilir ve hızlı yükselirler. F tipi insanlar fırsat odaklıdır; bu nedenle "fırsat" kelimesinin ilk harfi olan "f" ile isimlendirdim.

T tipi insanlar karar vermeleri gereken durumlarda, akıllarına önlerindeki seçenekleri getirir ve herbir seçeneğin ne kadar dezavantajlı olduğunu değerlendirirler. Avantajlar akıllarına gelmez, gelse de orada duran can sıkıcı dezavantajlar varken, avantajlara zaman harcamak zaman kaybı gibi görünür. T tipi insanlar bir türlü karar veremezler; bu nedenle karar süreçleri çok uzundur; bu nedenle yöneticiler tarafından çok sevilmezler; yükselmeleri için aşırı efor harcamaları gerekirken, karar vermeye istekli oluşları nedeniyle P tiplerine nazaran şansları daha yüksektir. T tipi insanlar tehdit odaklıdır; bu nedenle "tehdit" kelimesinin ilk harfi olan "t" ile isimlendirdim.

İlk bakışta 5 ile 3 (avantajlar) arasında seçim yapmak ile -3 ile -5 (dezavantajlar) arasında seçim yapmak arasında fark yokmuş gibi gelse de, çok fark vardır. F tipi iki güzel çiçek arasında karar vermeye çalışırken, T tipi iki bok arasında karar vermeye çalışmaktadır. Bu nedenle F tipinin içi karar sonrasında genellikle rahatken, T tipinin içi hiçbir zaman rahat olmaz; sonuçta öyle ya da böyle seçtiği yine bir nebze boktur (algısal olarak :) ).

F tipi insanlar, T tipi insanlara göre daha sabırsız, aceleci ve kolay sıkılganken, T tipi insanlara göre özgüvenleri daha yüksektir. T tipi insanlar ise F tipi insanlara göre daha sabırlıdır, daha çok boyun eğmeye meyilli ve özgüvenleri daha düşüktür. Bu durum iki tip arasında iş dünyasında bir denge yaratır.

P tipi'ne gelirsek, onlar F tipi de, T tipi de olamayanlardır. Bazen çabuk karar verirler, bazen zor karar verirler; aslında çok da karar vermek istemezler. Yöneticilerin gözünde çok tanımlanamazlar. Karar vermeleri gereken durumlarda kimi zaman F tipi, kimi zaman T tipi karakteri gösterir ama yeterince bilinçli olmadıklarından çok başarılı olamazlar. Karar verme konusunda, F tipi ve T tipi gibi hevesli değillerdir ve daha az inisiyatif alırlar. P tipi insanlar inisiyatif konusunda pasiflerdir; bu nedenle "pasif" kelimesinin ilk harfi olan "p" ile isimlendirdim.

FT tipi insanlar ise hangi tipte olursa olsun, karar verme süreçlerinde bir şekilde seçeneklerin hem avantajlarını hem de dezavantajlarını birlikte değerlendirebilen, F tipleri gibi aceleci karar vermeyen ama T tipleri gibi de işi eziyet haline getirmeyen, P tiplerinin aksine inisiyatif alma ve karar verme konusunda çok istekli kişilerdir. Bu kişilerin kariyerleri sonuna kadar açıktır.

Dinçer Özturan.30.05.2008

24 Mayıs 2008

Algının Yaşamdaki Evrimi Üzerine

Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine isimli makalemde, kaybetmişlik ve kazanmışlık takdirimizin geçici olduğunu, yaşam algımız değiştiğinde, geçmişte yaptığımız seçimlerimizi de farklı biçimde değerlendirebildiğimizi netleştirmiştik. Bir insanın, bir anda, kendini hayatı boyunca kaybetmiş veya kazanmış olarak değerlendirebileceğine de değinmiştik. Bu bağlamda insanın omuzlarındaki yükün kişinin seçimlerini algılayışına bağlı olarak ya ağırlaştığını veya hafiflediğini söylemiştik.

Bu makalemden sonra, arkadaşlarımla yaptığım tartışmalar sonucunda, bu algısal evrimin sadece kaybetmek ve kazanmak için olmadığını, topyekün doğrular ve yanlışlar için de olduğunu farkettim. Bununla da kalmıyor, avantaj ve dezavantajlar için de, fırsatlar ve tehditler için de durum aynıydı.

İnsanın o anki ruh-u haliyesi nasılsa, insan dünyayı nasıl görmek istiyorsa, dünyayı öyle görüyor. Bu bağlamda, olaylar, ortam ve kısa süre önce yaşanan şeyleri baz alarak o anda bir karar veriyor; intahar ediyor, o anda karar veriyor; işinden istifa ediyor, o anda karar veriyor; erken uyumaya karar veriyor, o anda karar veriyor; umursamıyor.

Oysa yaşamın ilerleyen evrelerinde, bir dönem için verdiği o kararın doğru, bir dönem için de verdiği o kararın yanlış olduğunu düşünüyor. Hep bir döngü içinde evrile evrile yaşıyor insan. Seçimler insanı hayatı boyunca takip ediyor ve dönem dönem renk değiştiriyor.

Sanırım yaşamı ilginç ve keyifli kılan şey bu. Yaşamaktan vazgeçenler de bunu bir şekilde algılayamayanlar. Büyük konuşmuş da olabilirim ama böyle görünüyor.

Dinçer Özturan 23.05.2008

İnanmak

"İnsan önce tanrıya değil, kendine inanmalıdır."

Dincer Ozturan 24.05.2008

27 Mart 2008

Problemin Delegasyonu

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.

Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış. Doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş:

“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla.”

O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş.

40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş:

"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"


Cevap yok

Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış

"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"


Gene cevap yok

Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş:

"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"


Hala cevap yok

Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış:

"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"


Gene cevap alamamış

Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş:

"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"


Karısı bu sefer cevap vermiş:

"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk!"

Hikayenin ana fikri: Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız.

20 Şubat 2008

Işık ve Bilgi

Bugun arabayla işe gelirken önümde ilerleyen arabanın altına gözüm takıldı. Yolun üzerinde, yol buz tuttuğunda arabalar kaymasın diye yapılmış enlemesine beyaz kalın şeritler vardı. Önümdeki araba bir şeritin üzerinden geçerken, arabanın gölgesinden şeritler seçilemiyordu. Asfalt simsiyahtı, şeritler de bembeyaz; ama ışık olmadığında ikisi arasında bir fark olmuyordu heryer simsiyah oluyordu.

Işık olmadığında heryer karanlık oluyor. Parıl parıl ışık olduğunda ise siyahlar karanlık olmaya devam ediyor. Bu doğanın kanunu ve adaletinin bir işareti gibi.

26 Mart 2006

Sosyal Tepkime

"İki insanın tanışması, iki kimyasal maddenin temas etmesine bezer: bir etkileşim olursa, ikisi de dönüşüm geçirir."

Jung

Bir sosyo-kimyasal madde olarak siz: Temas ettiğiniz insanlarla etkileşmeye ne kadar açıksınız? Etkileşim sürecinizde dönüşümünüz ne kadar kararlı? Dönüşümünüzü ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? Dönüşümünüzde referans aldığınız noktalar ne kadar sağlam, ne kadar sizi mutluluğa götürücü?

Dincer Ozturan, 26.03.2006

12 Mart 2006

Bir sıfat olarak En

Elinizdeki bir kitabın o konu hakkında yazılmış en iyi kitap olduğunu hiç söylediniz mi? Acaba o en kelimesinin arkasında elenmiş kaç kitap vardı? Üç ? On? Yüz? Kaç kitabı incelemiş bir kişi olarak en sıfatını kullanmaya yetkin buldunuz kendinizi? Ne demek istediniz? Ne demek istediniz en iyi kitap derken? Okumadığınız yüzlercesinin de dahil olduğu bir kümeden, üçünü seçip bir değerlendirme yaptınız ve nasıl da diğerlerini hiçe sayarak "en iyisi budur!" dediniz? Ne hakla?

Bir de kendinize bakın. Sizi en mutlu edecek kişiyi nasıl seçtiniz? Kaç yüz tanıdınız? Kaç kişi omuzunuza başını yaslayarak ağladı? Kaç kişi sizi sevdiğini söyledi? Kaç kişinin yanakları onu sevdiğinizi söylediğinizde kızarıverdi? Kaç kişiyle birlikte denizi seyrettiniz? Kaç kişiyle birlikte şarkı söylediniz? Kaç kişiyle birlikte güneşin altında terlediniz? Kaç kişiye "en sevdiğin renk nedir?" dediniz? Kaç kişiye olursa çoçuğunu nasıl büyütmek istediğini sordunuz? Yani kaç kişiyle yaşamı ve hayalleri paylaştınız? Ve nasıl en dediniz? Ne hakla?

Bir de dostlarınıza bakın. Dost dediğiniz en iyi arkadaşınızdır. Okuldan dostlarınız, işyerinden dostlarınız, mahalleden dostlarınız. Neden onlar oldu en iyi dostlarınız? Nasıl seçildiler? Yoksa kader mi birleştirdi sizi. Kaçı ile dost olmak için gayret gösterdiniz? Kaç dostunuz var şanseseri olmayan? Okuldan dostlarınızdan kaçı ile evleriniz uzak, servisleriniz farklı, aileleriniz tanışıksız, derste oturduğunuz sıralar da farklıydı? İşyerinden dostlarınızın kaçı ile farklı departmanlarda, farklı projelerde, farklı katlarda çalıştınız? Bir otomobil almak için incelediğiniz kataloglara ayırdığınız zamanı kaç dostunuz için harcadınız? Onları kendi ruhunuzun olgunlaşma sürecinde nasıl ana etken maddeler olarak belirlediniz? Ne hakla?

"En güzel şehri; en çok şehir gezen, en güzel insanı; en çok insan tanıyan kişi bilir."

Dinçer Özturan, 03.2006

Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...