Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.
Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış. Doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş:
“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla.”
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş.
40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap yok
Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Karısı bu sefer cevap vermiş:
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk!"
Hikayenin ana fikri: Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız.
27 Mart 2008
20 Şubat 2008
Işık ve Bilgi
Bugun arabayla işe gelirken önümde ilerleyen arabanın altına gözüm takıldı. Yolun üzerinde, yol buz tuttuğunda arabalar kaymasın diye yapılmış enlemesine beyaz kalın şeritler vardı. Önümdeki araba bir şeritin üzerinden geçerken, arabanın gölgesinden şeritler seçilemiyordu. Asfalt simsiyahtı, şeritler de bembeyaz; ama ışık olmadığında ikisi arasında bir fark olmuyordu heryer simsiyah oluyordu.
Işık olmadığında heryer karanlık oluyor. Parıl parıl ışık olduğunda ise siyahlar karanlık olmaya devam ediyor. Bu doğanın kanunu ve adaletinin bir işareti gibi.
Işık olmadığında heryer karanlık oluyor. Parıl parıl ışık olduğunda ise siyahlar karanlık olmaya devam ediyor. Bu doğanın kanunu ve adaletinin bir işareti gibi.
26 Mart 2006
Sosyal Tepkime
"İki insanın tanışması, iki kimyasal maddenin temas etmesine bezer: bir etkileşim olursa, ikisi de dönüşüm geçirir."
Jung
Bir sosyo-kimyasal madde olarak siz: Temas ettiğiniz insanlarla etkileşmeye ne kadar açıksınız? Etkileşim sürecinizde dönüşümünüz ne kadar kararlı? Dönüşümünüzü ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? Dönüşümünüzde referans aldığınız noktalar ne kadar sağlam, ne kadar sizi mutluluğa götürücü?
Dincer Ozturan, 26.03.2006
Jung
Bir sosyo-kimyasal madde olarak siz: Temas ettiğiniz insanlarla etkileşmeye ne kadar açıksınız? Etkileşim sürecinizde dönüşümünüz ne kadar kararlı? Dönüşümünüzü ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? Dönüşümünüzde referans aldığınız noktalar ne kadar sağlam, ne kadar sizi mutluluğa götürücü?
Dincer Ozturan, 26.03.2006
12 Mart 2006
Bir sıfat olarak En
Elinizdeki bir kitabın o konu hakkında yazılmış en iyi kitap olduğunu hiç söylediniz mi? Acaba o en kelimesinin arkasında elenmiş kaç kitap vardı? Üç ? On? Yüz? Kaç kitabı incelemiş bir kişi olarak en sıfatını kullanmaya yetkin buldunuz kendinizi? Ne demek istediniz? Ne demek istediniz en iyi kitap derken? Okumadığınız yüzlercesinin de dahil olduğu bir kümeden, üçünü seçip bir değerlendirme yaptınız ve nasıl da diğerlerini hiçe sayarak "en iyisi budur!" dediniz? Ne hakla?
Bir de kendinize bakın. Sizi en mutlu edecek kişiyi nasıl seçtiniz? Kaç yüz tanıdınız? Kaç kişi omuzunuza başını yaslayarak ağladı? Kaç kişi sizi sevdiğini söyledi? Kaç kişinin yanakları onu sevdiğinizi söylediğinizde kızarıverdi? Kaç kişiyle birlikte denizi seyrettiniz? Kaç kişiyle birlikte şarkı söylediniz? Kaç kişiyle birlikte güneşin altında terlediniz? Kaç kişiye "en sevdiğin renk nedir?" dediniz? Kaç kişiye olursa çoçuğunu nasıl büyütmek istediğini sordunuz? Yani kaç kişiyle yaşamı ve hayalleri paylaştınız? Ve nasıl en dediniz? Ne hakla?
Bir de dostlarınıza bakın. Dost dediğiniz en iyi arkadaşınızdır. Okuldan dostlarınız, işyerinden dostlarınız, mahalleden dostlarınız. Neden onlar oldu en iyi dostlarınız? Nasıl seçildiler? Yoksa kader mi birleştirdi sizi. Kaçı ile dost olmak için gayret gösterdiniz? Kaç dostunuz var şanseseri olmayan? Okuldan dostlarınızdan kaçı ile evleriniz uzak, servisleriniz farklı, aileleriniz tanışıksız, derste oturduğunuz sıralar da farklıydı? İşyerinden dostlarınızın kaçı ile farklı departmanlarda, farklı projelerde, farklı katlarda çalıştınız? Bir otomobil almak için incelediğiniz kataloglara ayırdığınız zamanı kaç dostunuz için harcadınız? Onları kendi ruhunuzun olgunlaşma sürecinde nasıl ana etken maddeler olarak belirlediniz? Ne hakla?
"En güzel şehri; en çok şehir gezen, en güzel insanı; en çok insan tanıyan kişi bilir."
Dinçer Özturan, 03.2006
Bir de kendinize bakın. Sizi en mutlu edecek kişiyi nasıl seçtiniz? Kaç yüz tanıdınız? Kaç kişi omuzunuza başını yaslayarak ağladı? Kaç kişi sizi sevdiğini söyledi? Kaç kişinin yanakları onu sevdiğinizi söylediğinizde kızarıverdi? Kaç kişiyle birlikte denizi seyrettiniz? Kaç kişiyle birlikte şarkı söylediniz? Kaç kişiyle birlikte güneşin altında terlediniz? Kaç kişiye "en sevdiğin renk nedir?" dediniz? Kaç kişiye olursa çoçuğunu nasıl büyütmek istediğini sordunuz? Yani kaç kişiyle yaşamı ve hayalleri paylaştınız? Ve nasıl en dediniz? Ne hakla?
Bir de dostlarınıza bakın. Dost dediğiniz en iyi arkadaşınızdır. Okuldan dostlarınız, işyerinden dostlarınız, mahalleden dostlarınız. Neden onlar oldu en iyi dostlarınız? Nasıl seçildiler? Yoksa kader mi birleştirdi sizi. Kaçı ile dost olmak için gayret gösterdiniz? Kaç dostunuz var şanseseri olmayan? Okuldan dostlarınızdan kaçı ile evleriniz uzak, servisleriniz farklı, aileleriniz tanışıksız, derste oturduğunuz sıralar da farklıydı? İşyerinden dostlarınızın kaçı ile farklı departmanlarda, farklı projelerde, farklı katlarda çalıştınız? Bir otomobil almak için incelediğiniz kataloglara ayırdığınız zamanı kaç dostunuz için harcadınız? Onları kendi ruhunuzun olgunlaşma sürecinde nasıl ana etken maddeler olarak belirlediniz? Ne hakla?
"En güzel şehri; en çok şehir gezen, en güzel insanı; en çok insan tanıyan kişi bilir."
Dinçer Özturan, 03.2006
16 Şubat 2006
Can Yücel'in Mal Beyanı
1- Avşa Adası’nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2- Gökyüzünde bir bulut
3- Bitlis'te beş minare
4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası üreten bir fabrikanın yaslandığım beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandöken’de bir palan, iki döken
8- Kastamonu'da üç kasta
9- Üç fay hattı
10- Bir Çarşamba, iki Perþembe, üç Cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bir çuval gazoz kapağı
16- Bir kibrit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri İngilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21- Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22- Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı banka reklamlı bank
23- Bir ayakkabı çekeceği
24- İki büyük taş kütlesi
25- Bir adet ağaç gölgesi
26- Üç kuş kanadı sesi
27- Bir sürü kedi, köpek
28- Bir Marmara Denizi
29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32- Nakit 15 kuruş
33- Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.
Can Yücel
2- Gökyüzünde bir bulut
3- Bitlis'te beş minare
4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası üreten bir fabrikanın yaslandığım beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandöken’de bir palan, iki döken
8- Kastamonu'da üç kasta
9- Üç fay hattı
10- Bir Çarşamba, iki Perþembe, üç Cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bir çuval gazoz kapağı
16- Bir kibrit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri İngilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21- Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22- Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı banka reklamlı bank
23- Bir ayakkabı çekeceği
24- İki büyük taş kütlesi
25- Bir adet ağaç gölgesi
26- Üç kuş kanadı sesi
27- Bir sürü kedi, köpek
28- Bir Marmara Denizi
29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32- Nakit 15 kuruş
33- Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.
Can Yücel
12 Şubat 2006
Gözlerinize gem, kulaklarınıza pranga!
"Önşartlarınız geleceğinizin sınırlarını belirler."
Dinçer Özturan, 02.2006
Profesyonel dünyada yükselemiyorsanız,
Yıllardır kendinize bir sevgili bulamıyorsanız,
Çevremde dostum diyebileceğim bir kişi bile yok diyorsanız
İsteyip de yapamıyorsanız,
Yapıp da başarısız hissediyorsanız,
Ya da hepsini yapıp da yine de mutlu olamıyorsanız;
İlk yapmanız gereken önşartlarınızı bir daha gözden geçirmek olmalıdır;
"..mutlulugunuzu beklentilerinize tutsak etmeyin.."
Dinçer Özturan, 04.2001
Dinçer Özturan, 02.2006
Profesyonel dünyada yükselemiyorsanız,
Yıllardır kendinize bir sevgili bulamıyorsanız,
Çevremde dostum diyebileceğim bir kişi bile yok diyorsanız
İsteyip de yapamıyorsanız,
Yapıp da başarısız hissediyorsanız,
Ya da hepsini yapıp da yine de mutlu olamıyorsanız;
İlk yapmanız gereken önşartlarınızı bir daha gözden geçirmek olmalıdır;
"..mutlulugunuzu beklentilerinize tutsak etmeyin.."
Dinçer Özturan, 04.2001
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nostalji
Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı
Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...
-
Günün Kelimesi: Mert Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: İngilizce'deki Mortal (Ölümlü) kelimesi ile Mert aynı kökten geliyor. ...
-
Günün kelimesi: Risk Risk kelimesinin kökeni Arapça'da "kaderde olan nimet" anlamına gelen "rizk" kelimesinden gel...
-
Çevrenizde her gün saatlerce yalnız kalmaya ihtiyaç duyan kimse var mı? Sadece duygular ve düşünceler hakkında sakin sohbetler yapmayı seven...
