10 Ocak 2015

Kelimemizin Adı: "Avukat"

"Avukat" & "Ses" & "Voucher" aynı kökten geliyor olabilir mi? :)

"Avukat", Fransızca "avocat" kelimesinden Türkçe'ye geçmiş. Orjinali Latince "advocatus" imiş. Advocatus ise "ad" ve "vocatus" kelimelerinin birleşimi imiş.

"Ad" İngilizce'deki "at desk" gibi yer bildirimi ifadesi."Vocatus" ise çağırmak demek. "Advocatus" bu bağlamda "çağrıda olan", bir başka ifade ile "çağırılan kişi" demek.

Latince'de vox/voc ses demek. "Vocatus" bu kelimeden geliyor. Aynı kelimeden gelen diğer kelimeler "vocalis" (insan sesi), Türkçe'de de kullandığımız "vokal" kelimesinin orjinali. İngilizce'de kelimelerin açıklamalarının listesi anlama gelen "vocabulary" de aynı kökten geliyor.

Bir salto ile tamamlayayım; sınava girmek için eğitim şirketlerinin dağıttığı "voucher" nedir? O da aynı kökten geliyor. "Voucher" eskiden kişinin bir malın sahibi olduğunu gösteren belge için mahkemeye çağırılması demekmiş. Sonraları o belgenin kendisine "voucher" denmiş. Yani "advocatus" taki "vocatus" kelimesi ile aynı "çağırılmak"....

2 Ocak 2015

Kelimemizin Adı: "Fondü"

Günün Kelimesi: Fondü

İngilizce'sini de sıkça kullandığımız Tükrçe'ye çevirisi "Yazı Tipi" diye geçen "font" kelimesi ile restoranlarda tatlı ve yemeklerde kullanılan "fondü" kelimesi arasında bir ilişki var mı diye merak ettim. Yine aynı kelime çıktı. :)

Matbaa için, alfabedeki tüm harfleri içeren tek bir kalıp hazırlanırmış ve bu kalıbın içine metal eritilerek dökülür, sonradan soğumaya bırakılırmış. Bu işleme, Fransızca'da "erimiş sıvıyı kalıba dökme" anlamına gelen fonte denirmiş. "Fonte" aslında erimek anlamına gelen "fondre" kelimesinin geçmiş zaman hali imiş.

"Fondre" kelimesinin mişli geçmiş zamanı olan "fondue" kelimesini de erimiş peynir için kullanılıyormuş. Sonraları eritilerek yenen herşeye fondue (fondü) denir olmuş.

Bu arada yukarıdakileri araştırırken, matbaanın keşfini de tekrar bir gözden geçirdim. Onunla da ilgili kısa bilgi geçeyim;

Bilinen ilk matbaa türevi 1045 - 1048 yıllarında Çinli Bi Sheng tarafından icat edilmiş, 1234'te teknoloji Kore'ye sıçramış. 1377'de Koreliler ilk defa Zen Öğretilerini basmışlar. Bir Alman olan Johannes Gutenberg 1450'de ilk baskıyı Avrupa'da gerçekleştirmiş. 1500 yılı itibarı ile Avrupa'da basılı 20 Milyonunun üzerinde kitap varmış. Osmanlı'nın matbaa ile tanışması İbrahim Müteferrika ile 1729'da olmuş. Müteferrika arapça font dökümü yaparak bu işe başlamış ve ilk baskısı Arapça - Türkçe sözlük olan Vankulu Lügati olmuş.

Nereden baksan, toplumsal olarak kitap okuma şansını, Çinlilerden 700 yıl, Avrupalılardan 250 yıl sonra yakalayabilmişiz...  : /

30 Aralık 2014

Kelimemizin adı "Mert"

Günün Kelimesi: Mert

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim:

İngilizce'deki Mortal (Ölümlü) kelimesi ile Mert aynı kökten geliyor.

Bu bağlamda İngilizce'de "cinayet" anlamına gelen "murder" kelimesi ile "mert" kelimesi de aynı köke sahip.

Hatta Türkçe argoda kullandığımız "mort olmak" da "mert" ile aynı kelime.

"Mert", Farsça'da insan, adam, erkek anlamına gelen "mard" kelimesinden geliyor. Mard eski Farsça'da ölümlü (insan) demek. Bu anlamı ile Latince'ye ve sonradan Avrupa dillerine yayılmış. (Fransızca: mort) Türkler, orta asyadan buralara göç ettiği zamanlarda artık "mard" kelimesi Farsça'da daha çok erkek, adam anlamında kullanılıyormuş. Biz de bu haliyle almışız; adam gibi adama mard = mert demişiz...

Şimdi mort konusuna dönersek, "mort" kelimesini Fransızca'dan almışız; ancak onun da kökeni sonuçta "murder", "mortal" ile aynı; yani "mert" kelimesinin kökü olan "mard". Bu bağlamda bizdeki "mert" Fransızca'da olmuş natürmort (doğanın ölümü: resimde cansız nesnelere odaklanılan dönem), amorti (Fransızca "öldürmek" demek), amortisman (tüketmek; yavaş yavaş öldürmek), , post-mortem (ölümden sonra), mortgage (Fransızca'da ölü + rehin kelimelerinin birleşimi).

Kelimemizin Adı: "Risk"

Günün kelimesi: Risk

Risk kelimesinin kökeni Arapça'da "kaderde olan nimet" anlamına gelen "rizk" kelimesinden geliyormuş. Haydi buradan yak..  :)

Türkçe'de kullandığımız "rızık" ile "risk", aslında aynı kelime imiş.

 Tükçe de kullandığımız, "riziko" ise, Arapça'dan doğrudan gelen "risk" kelimesinin, İtalyanca'dan alınmış hali imiş. Arapça "rizk" kelimesi, önce İtalyanca'ya "risco" olarak, oradan İspanyolca'ya "riesgo", Almanca'ya "risiko", Fransızca'ya "risque" olarak, Fransızca üzerinden de İngilizce'ye "risk" olarak geçmiş.

 Tüm bu hikaye içinde, riskin asıl kökü olan Arapça "rizk" kelimesinin olumlu sonuca, yani fırsata işaret ettiğine dikkatinizi çekmek isterim.

16 Aralık 2014

Özlemek

Kucak dolusu sarılmak sana,
Titretmek yüreğimi,
Dudak dolusu öpmek seni,
Boynunda eritmek nefesimi,
Canını tutmak ellerimde,
Rüzgarına açmak yüzümü,
Saçlarına sarılmak doyasıya,
Özlemek seni,
Islatmak gözlerimi.

16.12.2014 - Moda - İstanbul

20 Ekim 2014

Ülver Kolan

Ben Ülver. Uçsuz bucaksız bir arazide, yalnız başına dolaşan bir kadının suratına inen okkalı bir tokadım. Ölüm döşeğinde sessizce bekleyen hastanın gözyaşına musallat olan bir kara sinek, yavrularını enselerinden ısırarak taşıyan kedinin ağzındaki kuruluk, eriyip annemin eline akmış ve orada kurumuş dondurmanın toza yapışan tortusuyum. Keyif vermeyen halimle sürekli yere bakışım bundan, herkesden uzak duruşum da. Hayatın köşesine sıkışmış bir ip gibi sallanıyorum sabahtan akşama kadar. Farkına varıldığında koparılacağımı biliyor ve sessizce duruyorum. Hiç şikayet etmiyorum.

Varlığım, genzinde bir top balgamla dolaşan, gözleri yukarı, salyası aşağı doğru salınırken ortalığa kusan bir adamın, bir gece annemin içinde kayboluşundan gelir. O kayboluş, ruhumun bir mide bulantısı gibi istemsiz, tatsız ve renksiz olmasının ana nedeni. Karşı komşunun dört yıldır silinmemiş pencere camları gibi fersiz, mat ve bulanık gözlerim. Üzerinde oturduğum koltuğun minderlerine yer etmiş, oturup kalkan kalçaların bıraktığı izlere benziyor yüzüm. En fazla o kadarım, daha ötesi hiç olmadım.

Aslında hep sizinleyim, ama görmezden geliyorsunuz işte. Sizin aranızda, bazen içinizde, bazen dışınızdayım. Bilseniz de bilmeseniz de, sizinleyim.         

9 Ekim 2014

Küskün Aşklar

İki kedi gibi duruyoruz karşılıklı,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Ben sana bakıyorum,
Sen bana bakıyorsun,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum.
Ben hareket etsem,
Sen canlanacaksın,
Sen kımıldasan,
Ben üzerine atlayacağım.

Çiğniyoruz birlikte,
Çekim yasalarını,
Bildik mıknatıs kanunlarını,
Elektromanyetik katsayılarını,
Coğrafya ölçütlerini,
Aşkı çiğniyoruz.
Verimi çiğniyoruz,
Gerçeği çiğniyoruz yavan.
İkiye bölünmüş bir elmayı çiğniyoruz.

İki kedi gibi duruyoruz karşılıklı,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Ben sana bakıyorum,
Sen bana bakıyorsun,
Bir harekete bakıyor herşey,
Üzerine alınmalık,
Üzerine atlamalık.
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Heyecanla, umutla bekliyoruz.

09.Ekim.2014 - Erenköy - İstanbul


Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...