30 Aralık 2014

Kelimemizin adı "Mert"

Günün Kelimesi: Mert

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim:

İngilizce'deki Mortal (Ölümlü) kelimesi ile Mert aynı kökten geliyor.

Bu bağlamda İngilizce'de "cinayet" anlamına gelen "murder" kelimesi ile "mert" kelimesi de aynı köke sahip.

Hatta Türkçe argoda kullandığımız "mort olmak" da "mert" ile aynı kelime.

"Mert", Farsça'da insan, adam, erkek anlamına gelen "mard" kelimesinden geliyor. Mard eski Farsça'da ölümlü (insan) demek. Bu anlamı ile Latince'ye ve sonradan Avrupa dillerine yayılmış. (Fransızca: mort) Türkler, orta asyadan buralara göç ettiği zamanlarda artık "mard" kelimesi Farsça'da daha çok erkek, adam anlamında kullanılıyormuş. Biz de bu haliyle almışız; adam gibi adama mard = mert demişiz...

Şimdi mort konusuna dönersek, "mort" kelimesini Fransızca'dan almışız; ancak onun da kökeni sonuçta "murder", "mortal" ile aynı; yani "mert" kelimesinin kökü olan "mard". Bu bağlamda bizdeki "mert" Fransızca'da olmuş natürmort (doğanın ölümü: resimde cansız nesnelere odaklanılan dönem), amorti (Fransızca "öldürmek" demek), amortisman (tüketmek; yavaş yavaş öldürmek), , post-mortem (ölümden sonra), mortgage (Fransızca'da ölü + rehin kelimelerinin birleşimi).

Kelimemizin Adı: "Risk"

Günün kelimesi: Risk

Risk kelimesinin kökeni Arapça'da "kaderde olan nimet" anlamına gelen "rizk" kelimesinden geliyormuş. Haydi buradan yak..  :)

Türkçe'de kullandığımız "rızık" ile "risk", aslında aynı kelime imiş.

 Tükçe de kullandığımız, "riziko" ise, Arapça'dan doğrudan gelen "risk" kelimesinin, İtalyanca'dan alınmış hali imiş. Arapça "rizk" kelimesi, önce İtalyanca'ya "risco" olarak, oradan İspanyolca'ya "riesgo", Almanca'ya "risiko", Fransızca'ya "risque" olarak, Fransızca üzerinden de İngilizce'ye "risk" olarak geçmiş.

 Tüm bu hikaye içinde, riskin asıl kökü olan Arapça "rizk" kelimesinin olumlu sonuca, yani fırsata işaret ettiğine dikkatinizi çekmek isterim.

16 Aralık 2014

Özlemek

Kucak dolusu sarılmak sana,
Titretmek yüreğimi,
Dudak dolusu öpmek seni,
Boynunda eritmek nefesimi,
Canını tutmak ellerimde,
Rüzgarına açmak yüzümü,
Saçlarına sarılmak doyasıya,
Özlemek seni,
Islatmak gözlerimi.

16.12.2014 - Moda - İstanbul

20 Ekim 2014

Ülver Kolan

Ben Ülver. Uçsuz bucaksız bir arazide, yalnız başına dolaşan bir kadının suratına inen okkalı bir tokadım. Ölüm döşeğinde sessizce bekleyen hastanın gözyaşına musallat olan bir kara sinek, yavrularını enselerinden ısırarak taşıyan kedinin ağzındaki kuruluk, eriyip annemin eline akmış ve orada kurumuş dondurmanın toza yapışan tortusuyum. Keyif vermeyen halimle sürekli yere bakışım bundan, herkesden uzak duruşum da. Hayatın köşesine sıkışmış bir ip gibi sallanıyorum sabahtan akşama kadar. Farkına varıldığında koparılacağımı biliyor ve sessizce duruyorum. Hiç şikayet etmiyorum.

Varlığım, genzinde bir top balgamla dolaşan, gözleri yukarı, salyası aşağı doğru salınırken ortalığa kusan bir adamın, bir gece annemin içinde kayboluşundan gelir. O kayboluş, ruhumun bir mide bulantısı gibi istemsiz, tatsız ve renksiz olmasının ana nedeni. Karşı komşunun dört yıldır silinmemiş pencere camları gibi fersiz, mat ve bulanık gözlerim. Üzerinde oturduğum koltuğun minderlerine yer etmiş, oturup kalkan kalçaların bıraktığı izlere benziyor yüzüm. En fazla o kadarım, daha ötesi hiç olmadım.

Aslında hep sizinleyim, ama görmezden geliyorsunuz işte. Sizin aranızda, bazen içinizde, bazen dışınızdayım. Bilseniz de bilmeseniz de, sizinleyim.         

9 Ekim 2014

Küskün Aşklar

İki kedi gibi duruyoruz karşılıklı,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Ben sana bakıyorum,
Sen bana bakıyorsun,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum.
Ben hareket etsem,
Sen canlanacaksın,
Sen kımıldasan,
Ben üzerine atlayacağım.

Çiğniyoruz birlikte,
Çekim yasalarını,
Bildik mıknatıs kanunlarını,
Elektromanyetik katsayılarını,
Coğrafya ölçütlerini,
Aşkı çiğniyoruz.
Verimi çiğniyoruz,
Gerçeği çiğniyoruz yavan.
İkiye bölünmüş bir elmayı çiğniyoruz.

İki kedi gibi duruyoruz karşılıklı,
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Ben sana bakıyorum,
Sen bana bakıyorsun,
Bir harekete bakıyor herşey,
Üzerine alınmalık,
Üzerine atlamalık.
Sen duruyorsun,
Ben duruyorum,
Heyecanla, umutla bekliyoruz.

09.Ekim.2014 - Erenköy - İstanbul


29 Eylül 2014

Umut ve Hayal

Hayal midir; umudun içinde olan,
Yoksa, umut mudur; hayalin içinde olan,

Umut hayalsiz yaşayabilir mi?
Hayal umutsuz kurulabilir mi?

Yoksa umut aslında bir hayal,
Hayal de umudun bizzat kendisi mi? 

29 Eylül 2014 - Moda - İstanbul

9 Eylül 2014

Bedeller

Günümü göstermek için attığın o tokadın acısını ben çok uzun zaman çektim, ama sen hayat boyu çekeceksin.

09.09.2014 - Moda - İstanbul

Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...