Çöp kutusu ölüm kokar,
Ölüm koktuğu için uzak dururum,
Ölüm koktuğu için nefesimi tutarım.
Çöp kutusu ölüm kokar,
Çürümüş artıkların diyarı en yakınımda,
Bir mezarlık evin ortasında.
Çöp kutusu ölüm kokar,
Çürük elma, solmuş çiçek,
Bozuk süt, küflü peynir.
Çöp kutusu ölüm kokar,
Bir mezarlık evin ortasında,
Ölümün habercisi sesizce hep yanımda.
22.05.2011 - Beylerbeyi
22 Mayıs 2013
13 Mayıs 2013
Artık
Kirli bir su kabının altında,
Katlanmış bir sayfanın arasında bekliyorum.
Seni ararken sıkıştığım sessizlikte,
Kısıldığım parantezin içinde bekliyorum.
Yokluğunun gölgesinde,
Soğuk yastığın altında öylece eriyorum.
Hayalinin girdabındayım her gece,
Çıldırasıya haykırmak istediğim,
Gözlerinin içine bakarak susacağım,
Özrün kıyısında bekliyorum.
İnfazı yarım kalmış bir bakireyim,
Ucube bir enkazım arkanda kalan.
Bayat bir espiriyim değil mi artık?
Gülmeye bile değmeyen.
Dinlemesi zaman kaybı,
Huzur kaçıran bir sineğim belki.
Hür irademi köle ettiğim bir çelişkinin içinde,
Hatasını yalayıp duran bir tümseğim artık.
11.05.2013 - Salacak
Katlanmış bir sayfanın arasında bekliyorum.
Seni ararken sıkıştığım sessizlikte,
Kısıldığım parantezin içinde bekliyorum.
Yokluğunun gölgesinde,
Soğuk yastığın altında öylece eriyorum.
Hayalinin girdabındayım her gece,
Çıldırasıya haykırmak istediğim,
Gözlerinin içine bakarak susacağım,
Özrün kıyısında bekliyorum.
İnfazı yarım kalmış bir bakireyim,
Ucube bir enkazım arkanda kalan.
Bayat bir espiriyim değil mi artık?
Gülmeye bile değmeyen.
Dinlemesi zaman kaybı,
Huzur kaçıran bir sineğim belki.
Hür irademi köle ettiğim bir çelişkinin içinde,
Hatasını yalayıp duran bir tümseğim artık.
11.05.2013 - Salacak
29 Nisan 2013
Karanlık Odadan Sesler
Sana bir kol mesafesinde susuyorum.
Duyuyor musun?
Soğukta üşüyen bedenim ısınıyor sesinle,
Biliyor musun?
Eserek gelişin düşünceli ve yalnız,
Yakışın sigaranı itinalı ve arsız,
Dünya seyrediyor bizi,
Ben seni,
Sen kendini.
İsimsiz bir bakışın çırpınışı var ayaklarında,
Duyuyor musun?
Endamına naz yapan bir halim var,
Görüyor musun?
Girdabına girmekten korkan bir kalbim,
Saçlarına sarılan nefesim var her defasında.
Gerçekle izafiyet arasındayım,
Benden kaçan gözlerine mahkum,
Bir cıvıltı kasabasındayım,
Mutluyum tüm inişlere ve çıkışlara,
Üşüyüşüme ve ısınışıma,
Yürüyüşüne ve oturuşuna,
Dumanını soluduğuma,
Sesini duyduğuma
Girişimsiz zerafetine,
Mutluyum varlığına,
Teşekkür edişim ondan.
Okuyor musun?
16.12.2012 - Ümraniye
Duyuyor musun?
Soğukta üşüyen bedenim ısınıyor sesinle,
Biliyor musun?
Eserek gelişin düşünceli ve yalnız,
Yakışın sigaranı itinalı ve arsız,
Dünya seyrediyor bizi,
Ben seni,
Sen kendini.
İsimsiz bir bakışın çırpınışı var ayaklarında,
Duyuyor musun?
Endamına naz yapan bir halim var,
Görüyor musun?
Girdabına girmekten korkan bir kalbim,
Saçlarına sarılan nefesim var her defasında.
Gerçekle izafiyet arasındayım,
Benden kaçan gözlerine mahkum,
Bir cıvıltı kasabasındayım,
Mutluyum tüm inişlere ve çıkışlara,
Üşüyüşüme ve ısınışıma,
Yürüyüşüne ve oturuşuna,
Dumanını soluduğuma,
Sesini duyduğuma
Girişimsiz zerafetine,
Mutluyum varlığına,
Teşekkür edişim ondan.
Okuyor musun?
16.12.2012 - Ümraniye
22 Mart 2013
Etkiseller ve Tepkiseller
Tepki, etkiyi yaratanın şaheseridir.
Tepki gösterin ki, etkiyi yaratan sanatını daha iyi görsün, daha bir gurur duysun kendisiyle, daha bir gülümsesin. Göster tepkini göster. Gözüne sok.
Tepki sahibi olmak, etki sahibi olmadığın sürece, kontrol altında olduğunun kanıtıdır.
Tepkini göstermek de bunun sesli itirafıdır.
Etki yaratan olmadığın sürece, ancak tepki gösterebilirsin.
Yaratan olmadığın sürece, ancak Gösteren olabilirsin.
Etki kaynağı olmadığın sürece, gösterdiğin her tepki, zeki bir etki yaratıcısının beklediği olasılıkların arasındadır.
Tasarlanmış bir düzeneğin sümüklü bir piyonu olduğun halde, karmaşanın içinde yükselen bir asi olduğunu sanırsın. Teoriler üretir, hiç bilmediğin bir dünyanın tasvirini yapar, kurgular inşa edersin.
Yaptığın dahiyane saptamalar, beynindeki seratonin salımını artırır. Seni rahatlatır. Etkiyi yaratanı da gülümesetir. Bu yüzden işini bilen yöneticiler kurum içinde dedikoduyu destekler:
Konuşmak rahatlatır, eleştirmek sakinleştirir.
Ayağa kalkıp tehlike arz eden bir hareket olmadığı sürece, sessizce herşeyi izlerler. Senden çok daha fazlasını bilir, senden çok daha fazlasının farkında olur, çok önceden planlanladığı tasarımların ışığında, parmakları tüm damarlarında, işine gelir etki yaratır, işine gelir tepki gösterir. Kafanı karıştırır. Seninle oynar durur. Hatta sesini çok yükseltirsen, dava arkadaşlarını bulur, besler doyurur, seni alır kuma gömer unutturur. Adaletin yüce göstergesi olur.
Sen bir gerçeğin farkına vardığında, iş işten geçeli çok olmuştur. Çözdüğün düzeneğe karşı etki tasarımına heveslenmişken, o senden çok önce davranır, yeni etkilerle kafanı meşgul edip, edindiğin bilgiyi unutturur, tepkilerin içine düşürür, duygusal zaaflarına yutturur.
Tepki sahibi olmak, etkinin sahibi olmadığın sürece, kontrol altında olduğunun kanıtıdır. Tepkini göstermek bunun sesli itirafıdır.
Etki sahibi ol,
Tepkisel olma,
Kontrol altında kalma,
Kendi etkini yaratacaksın,
Kendi tasarımını yaşayacaksın,
Kendi tasarımını yaşatacaksın.
Bunun için zaman harcayacaksın,
Aksiyon alacaksın,
Organize olacaksın,
Fedakarlık yapacaksın,
Plan yapacaksın,
Emek vereceksin,
Yok ben sadece rahatlamak istiyorum diyorsan, o zaman "sana benzeyenlerin" hep yaptığı gibi
Vızırdayacaksın vızırdayacaksın vızırdayacaksın;
Sana benzemeyenlerin bazılarını hor görecek,
Diğerlerini de yuhalayacaksın.
Rahatlamak istiyorsan, vızırda kardeşim, oturmaya devam et, oturduğun yerden vızırda, vızırda, vızırda...
Etki yaratan olmadığın sürece, ancak tepki gösterebilirsin.
Yaratan olmadığın sürece, ancak Gösteren olabilirsin.
Tepki gösterin ki, etkiyi yaratan sanatını daha iyi görsün, daha bir gurur duysun kendisiyle, daha bir gülümsesin. Göster tepkini göster. Gözüne sok.
Tepki sahibi olmak, etki sahibi olmadığın sürece, kontrol altında olduğunun kanıtıdır.
Tepkini göstermek de bunun sesli itirafıdır.
Yaratan olmadığın sürece, ancak Gösteren olabilirsin.
Etki kaynağı olmadığın sürece, gösterdiğin her tepki, zeki bir etki yaratıcısının beklediği olasılıkların arasındadır.
Tasarlanmış bir düzeneğin sümüklü bir piyonu olduğun halde, karmaşanın içinde yükselen bir asi olduğunu sanırsın. Teoriler üretir, hiç bilmediğin bir dünyanın tasvirini yapar, kurgular inşa edersin.
Yaptığın dahiyane saptamalar, beynindeki seratonin salımını artırır. Seni rahatlatır. Etkiyi yaratanı da gülümesetir. Bu yüzden işini bilen yöneticiler kurum içinde dedikoduyu destekler:
Konuşmak rahatlatır, eleştirmek sakinleştirir.
Ayağa kalkıp tehlike arz eden bir hareket olmadığı sürece, sessizce herşeyi izlerler. Senden çok daha fazlasını bilir, senden çok daha fazlasının farkında olur, çok önceden planlanladığı tasarımların ışığında, parmakları tüm damarlarında, işine gelir etki yaratır, işine gelir tepki gösterir. Kafanı karıştırır. Seninle oynar durur. Hatta sesini çok yükseltirsen, dava arkadaşlarını bulur, besler doyurur, seni alır kuma gömer unutturur. Adaletin yüce göstergesi olur.
Sen bir gerçeğin farkına vardığında, iş işten geçeli çok olmuştur. Çözdüğün düzeneğe karşı etki tasarımına heveslenmişken, o senden çok önce davranır, yeni etkilerle kafanı meşgul edip, edindiğin bilgiyi unutturur, tepkilerin içine düşürür, duygusal zaaflarına yutturur.
Tepki sahibi olmak, etkinin sahibi olmadığın sürece, kontrol altında olduğunun kanıtıdır. Tepkini göstermek bunun sesli itirafıdır.
Etki sahibi ol,
Tepkisel olma,
Kontrol altında kalma,
Kendi etkini yaratacaksın,
Kendi tasarımını yaşayacaksın,
Kendi tasarımını yaşatacaksın.
Bunun için zaman harcayacaksın,
Aksiyon alacaksın,
Organize olacaksın,
Fedakarlık yapacaksın,
Plan yapacaksın,
Emek vereceksin,
Yok ben sadece rahatlamak istiyorum diyorsan, o zaman "sana benzeyenlerin" hep yaptığı gibi
Vızırdayacaksın vızırdayacaksın vızırdayacaksın;
Sana benzemeyenlerin bazılarını hor görecek,
Diğerlerini de yuhalayacaksın.
Rahatlamak istiyorsan, vızırda kardeşim, oturmaya devam et, oturduğun yerden vızırda, vızırda, vızırda...
Etki yaratan olmadığın sürece, ancak tepki gösterebilirsin.
Yaratan olmadığın sürece, ancak Gösteren olabilirsin.
11 Mart 2013
Sana Gaybı
Susmuş dinlemiş,
Öyle bakmış gözlemiş,
Durmuş beklemiş.
Öyle üzülmüş ağlamış.
Neden gelecekmiş?
Neden duracakmış?
Neden gidecekmiş?
Varsa sana gaybı,
Yok sana hayrı.
Gelmesini bekleyen ağlar,
Almasını bileceksin.
Durmasını bekleyen ağlar,
Tutmasını bileceksin.
Gitmesini bekleyen ağlar,
Kovmasını bileceksin.
Varsa sana gaybı,
Yok sana hayrı.
11.03.2013 - Fethiye
Öyle bakmış gözlemiş,
Durmuş beklemiş.
Öyle üzülmüş ağlamış.
Neden gelecekmiş?
Neden duracakmış?
Neden gidecekmiş?
Varsa sana gaybı,
Yok sana hayrı.
Gelmesini bekleyen ağlar,
Almasını bileceksin.
Durmasını bekleyen ağlar,
Tutmasını bileceksin.
Gitmesini bekleyen ağlar,
Kovmasını bileceksin.
Varsa sana gaybı,
Yok sana hayrı.
11.03.2013 - Fethiye
24 Eylül 2012
Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine - 2
İnsan kaybettiği zaman anlıyormuş elindekinin değerini.
İnsan kaybedince anlamıyor aslında hiçbir şeyin değerini.
Değeri yok ki sahip olduklarının,
Kaybedince değerleniyor her ne ise kaybedilen.
Elde edilince değersizleşiyor her ne ise elde edilen.
Sende olmayan herşey, sende olan herşeyden değerli oluyor.
Kaybedince anlamıyor insan aslında değerini.
Her kaybettiğinde değerleniyor herşey,
Her sahip olduğunda değersizleşiyor.
Kayıpken değerli, eldeyken değersiz herşey.
Kaybettiğimiz zaman üzülmesek diyoruz,
Üzülmeyecek olsak herşeyi kaybederiz,
Üzülmeyiz kaybedeceğimize ve kaybettiklerimize.
Mutlu da olmayız elde edince,
Mutlu olacak birşey olmaz ortada,
Elde edeceklerimize de, elde ettiklerimize de.
Sahip olduklarımıza da, sahip olacaklarımıza da.
Kaybedince üzülmek adettendir, insanlıktandır.
Üzüldüğümüze üzülmemek gerek.
Sahip olunca sevinmek gibi insansı ve yaşamsal,
Kaybedeceğini düşünerek korkmak da aynı,
Sahip olacağını düşünerek heyecanlanmak da.
Tam da hayatın kök denklemi,
O heyecan olmasa, ne az mutluluk yaşar insan.
O korku olmasa ne kalırdı ki elimizde.
İnsan kaybedince anlamıyor aslında hiçbir şeyin değerini.
Değeri yok ki sahip olduklarının,
Kaybedince değerleniyor her ne ise kaybedilen.
Elde edilince değersizleşiyor her ne ise elde edilen.
Sende olmayan herşey, sende olan herşeyden değerli oluyor.
Kaybedince anlamıyor insan aslında değerini.
Her kaybettiğinde değerleniyor herşey,
Her sahip olduğunda değersizleşiyor.
Kayıpken değerli, eldeyken değersiz herşey.
Kaybettiğimiz zaman üzülmesek diyoruz,
Üzülmeyecek olsak herşeyi kaybederiz,
Üzülmeyiz kaybedeceğimize ve kaybettiklerimize.
Mutlu da olmayız elde edince,
Mutlu olacak birşey olmaz ortada,
Elde edeceklerimize de, elde ettiklerimize de.
Sahip olduklarımıza da, sahip olacaklarımıza da.
Kaybedince üzülmek adettendir, insanlıktandır.
Üzüldüğümüze üzülmemek gerek.
Sahip olunca sevinmek gibi insansı ve yaşamsal,
Kaybedeceğini düşünerek korkmak da aynı,
Sahip olacağını düşünerek heyecanlanmak da.
Tam da hayatın kök denklemi,
O heyecan olmasa, ne az mutluluk yaşar insan.
O korku olmasa ne kalırdı ki elimizde.
İnsan kaybedince anlamıyor aslında hiçbir şeyin değerini.
Kaybedince değerleniyor her ne ise kaybedilen.
Elde edilince değersizleşiyor her ne ise elde edilen.
Sadece saf mutluluğa uzanan ellerde kaybetmenin ve elde etmenin anlamı olmuyor.
Sadece saf üzüntünün içindeki yüreklerde kaybetmek ve sahip olmak bir işe yaramıyor.
İnsan kaybedince anlamıyor aslında hiçbir şeyin değerini.
Kaybedince değerleniyor her ne ise kaybedilen.
Elde edilince değersizleşiyor her ne ise elde edilen.
20 Eylül 2012
Vicdan
Vicdanın hangi gözünü kör etsen, o göz ölene dek görmüyor.
Körelen vicdanı zaman iyileştirmiyor.
Vicdanından bir kere vazgeçtin mi, bir daha geri gelmiyor.
Ruhun ve kalbin onun varlığını unutuyor.
Ruhun ve kalbin onun yokluğuna alışıyor.
Bir daha ki muhakeme anında onun yakınından bile geçmiyor.
Vicdanın hangi gözünü kör etsen, o göz ölene dek ağlıyor.
Küsüyor, susuyor, konuşmuyor.
Annenin, babanın ve senin dantel gibi işlediğin,
Yıllarca uğraşıp var ettiğin vicdanın,
Bu ahmakça ihaneti unutmuyor.
Fedakarlık edip onu dinlediğin tüm anların hatırına,
Geri dönmüyor, görmüyor ve susuyor.
Bozulmuş bir süt gibi ne yapsan düzelmiyor.
Vicdanın hangi gözünü kör etsen, o göz ölene dek görmüyor.
Körelen vicdanı zaman iyileştirmiyor.
Vicdanından bir kere vazgeçtin mi, bir daha geri gelmiyor.
Ruhun ve kalbin onun varlığını unutuyor.
Ruhun ve kalbin onun yokluğuna alışıyor.
Bir daha ki muhakeme anında onun yakınından bile geçmiyor.
Vicdanın hangi gözünü kör etsen, o göz ölene dek ağlıyor.
Küsüyor, susuyor, konuşmuyor.
Annenin, babanın ve senin dantel gibi işlediğin,
Yıllarca uğraşıp var ettiğin vicdanın,
Bu ahmakça ihaneti unutmuyor.
Fedakarlık edip onu dinlediğin tüm anların hatırına,
Geri dönmüyor, görmüyor ve susuyor.
Bozulmuş bir süt gibi ne yapsan düzelmiyor.
Vicdanın hangi gözünü kör etsen, o göz ölene dek görmüyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nostalji
Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı
Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...
-
Günün Kelimesi: Mert Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: İngilizce'deki Mortal (Ölümlü) kelimesi ile Mert aynı kökten geliyor. ...
-
Günün kelimesi: Risk Risk kelimesinin kökeni Arapça'da "kaderde olan nimet" anlamına gelen "rizk" kelimesinden gel...
-
Çevrenizde her gün saatlerce yalnız kalmaya ihtiyaç duyan kimse var mı? Sadece duygular ve düşünceler hakkında sakin sohbetler yapmayı seven...