Son altı aydır yaptığım analizler sonucu yeni bir saptama yaptım. Hadi bakalim.. :)
İnsanlar Eşek Arıları, Sinekler ve Örümcekler olarak 3 gruba ayrılır.
Eşek Arısı tipindeki arkadaşlar aşırı iddacıdırlar, iddalarını tartışırken çabuk sinirlerinirler, inatçıdırlar ve laf dinlemezler. Eğer sizin karşı görüşünüz varsa ve bunu bir şekilde açıkça ifade ederseniz ve ucunu bırakmazsanız, Eşek Arıları hemen sinirlenmeye başlar. Siz istediğinizi söyleyin, onlar bir kere adrenalin ile dolduklarında sizi asla dinlemez. Bazıları kendini terbiye etmiştir ve dinliyor gibi görünürler, ancak genelde siz konuştuğunuz sırada onlar bir sonraki atak planları ile uğraşıyorlardır. Siz tartışmadan sıkılıp geri çekildiğinizde bile, üzerinize gelmeye devam ederler. Siz ortalıktan kaybolup kendinizi kurtarabilirsiniz, olan Eşek Arısının etrafındaki diğerlerine olur; o hala adrenalin'i boşaltmak için alakasız da olsa kurban aramaktadır.
Eşek arılarının sert tutumları onları bir şekilde çekinik ortamlarda güçlü gösterir, yaptıkları yanlarına kar kalır, iş ortamı aşırı politize ise bu kişiler illa ki etraflarında bir kalabalık oluşturup ön saflara geçerler. Bu durum eşek arılarının reel güçlerini overestimate etmelerine yol açar; bunu kontrol edemezlerse bir süre sonra etraftaki Sinek ve Örümcek'lerin ve hatta diğer Eşek Arıları'nın alay konusu olurlar; kızgın Boğaların arenalardaki hallerini hatırlayın; çocukken çabuk sinirlenen arkadaşlarla nasıl dalga geçtiğiniz arkadaşlarınızı hatırlayın. Bu noktada Eşek Arıları iş dünyasında özellikle farmer satış, ekip yönetimi, proje yönetimi gibi empati gerektiren pozisyonlardan uzak tutulurlar.
Eşek Arıları'nın en tehlikeli transformasyonu Akrep'lerdir. Hem agresiflerdir, hem sinsilerdir. Ne zaman ne yapacakları hiç belli olmaz. Sinirlendiğini bile anlamaz, geldini bile hissettirmez, neden size patladığını da hiçbir zaman kestiremezsiniz. Bu tiplerin gücünü genelde siz underestimate etme gafletinde bulunursunuz. Eşek arılarından en büyük farkları buradadır. İkisi arasında başka bir form olarak da kavgacı ve sinir bozucu Karga'ları gösterebiliriz.
Sinek tipindeki arkadaşlar, orta iddacıdır, onları kovalarsanız kaçarmış gibi görünür, etrafta 1-2 saniye sessizce tur atar, yine gelirler, onları bazen farketmezsiniz bile ama onlar işlerini bilirler, arada işlerini görürler. Onların en kritik özellikleri hem iddacı, hem soğukkanlı olmalarıdır. Gereksiz stres içine girmeden, hedeflerine odaklanır, rasyonel davranır ve iddalarını açıkça ortaya koyarlar. Örümcekler gibi kenara köşeye saklanmaz, sessizce pısmaz, ortada gezer, ona buna rahatça bulaşırlar; fikirlerini söylemekten çekinmezler. Siz bağırmaya başlar, köpürürseniz, o zaman fevri hareketleriniz ve sözlerini onlar için bulunmaz bir fırsat haline gelir. Sizi dikkatle izler ve dinlerler; onların derdi siz değilsinizdir; onlar hedeflerine kilitlenmişlerdir; sivriyse teninize, karaysa terliklerinize.. :)
Sinek'ler iş dünyasında başarının mimarlarıdır. Onlar profesyonel birer mihenk taşıdır. Hem soğukkanlı davranır, hedeflerine odaklanır ve sabrederler; doğal olarak başarılı olurlar. Çoğu "lider" katıksız bir Sinek'tir. Yöneticiler için aynı şeyi söylemek mümkün olmaz, zira McGregor'un X tipindeki üst düzey yöneticiler Eşek Arıları'nı daha çok severler. Sinek'lerin patladığı nokta ortamın gerilimini anlama yetilerinin olmadığı, yeterli empati kuramadıkları noktadır. Bulaştıkları kişi bir Akrep'se veya zeki bir Örümcekse ..k yoluna gittikleri çok olur.
Gelelim Örümcek'lere. Onlardan biraz biraz bahsettim yukarıda. Tahmin edeceğiniz üzere, onlar ortamların kıyıda köşede kalan, sessizce öylece bekleyen, ortaya bir idda koymayan, tartışmaya girmeyen ve soğukkanlı gibi görünen kişileridir. Birçok defa aynı toplantıya girdiğiniz ama ses tonu hakkında bir fikriniz olmayan insanlar Örümcek'lerdir. Bunlar midelerinin büyüklüğüne göre ikiye ayrılırlar. Midesi küçük olanlar, çok ama çok sabırlıdır, asla fazlası için uğraşmazlar, asla tartışmalara katılmazlar, kimseye dokunmazlar; ağlarını olabilecek en dip noktalara kurar, bazen de anlamsızca ortada gezinirler. Midesi büyük olanlar ise işlerini biraz daha ciddiye almak zorundadır. Oturup nereye ağ kurmaları konsunda kafa yorarlar. Sessizce otursalar da, pasifmiş gibi görünseler de, sağları solları belli olmaz; bu yönleri ile Akreplere benzerler. Akreplerle aralarindaki fark ihtiraslarindaki eksiklik, cesaret ve sinir seviyelerindeki dusukluktur.
Orumceklerin kucuk mideli olanlari, hayatlari boyuna asker olarak calisir, oylece hayatlarindan memnun yasarlar. Buyuk mideli olanlar denk geldiginde parlak fikirleri ile dikkat cekerler, tartismalardaki sogukkanliliklari onlari iyi birer muzakereci yapar; buyuk liderlerin sag kollari genelde Buyuk mideli Orumceklerdir. Pratik zekalari pek parlak olmasa da stratejik dusunme becerileri, uzun soluklu planlari yerine getirebilme azimleri taktir gorur.
Orumceklerin bir alt formu Koyun ve Yumurtalardir, ne olup biten hakkinda bir fikirleri, ne de dile getirmek arzuladiklari bir istekleri vardir.
Bu analizi daha yapisal forma sokacagim..
Dincer.Ozturan.31.05.2008
1 Haziran 2008
25 Mayıs 2008
Karakter Analizi - Karar Verme
İnsanlar F tipi, T tipi, P tipi, FT tipi insan olarak dörde ayrılır.
F tipi insanlar karar vermeleri gereken durumda, akıllarına önlerindeki seçeneklerin getirir ve herbir seçeneğin ne kadar avantajlı olduğunu değerlendirirler. Dezavantajlar akıllarına gelmez, gelse de bunlar üzerine düşünmeyi sevmezler; oryantasyonları buna uygun değildir. F tipi insanlar çabuk karar vericilerdir. Bu nedenle onlar için çoğu karar süreci kısa sürer ve iş dünyasında yöneticiler tarafından çok sevilir ve hızlı yükselirler. F tipi insanlar fırsat odaklıdır; bu nedenle "fırsat" kelimesinin ilk harfi olan "f" ile isimlendirdim.
T tipi insanlar karar vermeleri gereken durumlarda, akıllarına önlerindeki seçenekleri getirir ve herbir seçeneğin ne kadar dezavantajlı olduğunu değerlendirirler. Avantajlar akıllarına gelmez, gelse de orada duran can sıkıcı dezavantajlar varken, avantajlara zaman harcamak zaman kaybı gibi görünür. T tipi insanlar bir türlü karar veremezler; bu nedenle karar süreçleri çok uzundur; bu nedenle yöneticiler tarafından çok sevilmezler; yükselmeleri için aşırı efor harcamaları gerekirken, karar vermeye istekli oluşları nedeniyle P tiplerine nazaran şansları daha yüksektir. T tipi insanlar tehdit odaklıdır; bu nedenle "tehdit" kelimesinin ilk harfi olan "t" ile isimlendirdim.
İlk bakışta 5 ile 3 (avantajlar) arasında seçim yapmak ile -3 ile -5 (dezavantajlar) arasında seçim yapmak arasında fark yokmuş gibi gelse de, çok fark vardır. F tipi iki güzel çiçek arasında karar vermeye çalışırken, T tipi iki bok arasında karar vermeye çalışmaktadır. Bu nedenle F tipinin içi karar sonrasında genellikle rahatken, T tipinin içi hiçbir zaman rahat olmaz; sonuçta öyle ya da böyle seçtiği yine bir nebze boktur (algısal olarak :) ).
F tipi insanlar, T tipi insanlara göre daha sabırsız, aceleci ve kolay sıkılganken, T tipi insanlara göre özgüvenleri daha yüksektir. T tipi insanlar ise F tipi insanlara göre daha sabırlıdır, daha çok boyun eğmeye meyilli ve özgüvenleri daha düşüktür. Bu durum iki tip arasında iş dünyasında bir denge yaratır.
P tipi'ne gelirsek, onlar F tipi de, T tipi de olamayanlardır. Bazen çabuk karar verirler, bazen zor karar verirler; aslında çok da karar vermek istemezler. Yöneticilerin gözünde çok tanımlanamazlar. Karar vermeleri gereken durumlarda kimi zaman F tipi, kimi zaman T tipi karakteri gösterir ama yeterince bilinçli olmadıklarından çok başarılı olamazlar. Karar verme konusunda, F tipi ve T tipi gibi hevesli değillerdir ve daha az inisiyatif alırlar. P tipi insanlar inisiyatif konusunda pasiflerdir; bu nedenle "pasif" kelimesinin ilk harfi olan "p" ile isimlendirdim.
FT tipi insanlar ise hangi tipte olursa olsun, karar verme süreçlerinde bir şekilde seçeneklerin hem avantajlarını hem de dezavantajlarını birlikte değerlendirebilen, F tipleri gibi aceleci karar vermeyen ama T tipleri gibi de işi eziyet haline getirmeyen, P tiplerinin aksine inisiyatif alma ve karar verme konusunda çok istekli kişilerdir. Bu kişilerin kariyerleri sonuna kadar açıktır.
Dinçer Özturan.30.05.2008
F tipi insanlar karar vermeleri gereken durumda, akıllarına önlerindeki seçeneklerin getirir ve herbir seçeneğin ne kadar avantajlı olduğunu değerlendirirler. Dezavantajlar akıllarına gelmez, gelse de bunlar üzerine düşünmeyi sevmezler; oryantasyonları buna uygun değildir. F tipi insanlar çabuk karar vericilerdir. Bu nedenle onlar için çoğu karar süreci kısa sürer ve iş dünyasında yöneticiler tarafından çok sevilir ve hızlı yükselirler. F tipi insanlar fırsat odaklıdır; bu nedenle "fırsat" kelimesinin ilk harfi olan "f" ile isimlendirdim.
T tipi insanlar karar vermeleri gereken durumlarda, akıllarına önlerindeki seçenekleri getirir ve herbir seçeneğin ne kadar dezavantajlı olduğunu değerlendirirler. Avantajlar akıllarına gelmez, gelse de orada duran can sıkıcı dezavantajlar varken, avantajlara zaman harcamak zaman kaybı gibi görünür. T tipi insanlar bir türlü karar veremezler; bu nedenle karar süreçleri çok uzundur; bu nedenle yöneticiler tarafından çok sevilmezler; yükselmeleri için aşırı efor harcamaları gerekirken, karar vermeye istekli oluşları nedeniyle P tiplerine nazaran şansları daha yüksektir. T tipi insanlar tehdit odaklıdır; bu nedenle "tehdit" kelimesinin ilk harfi olan "t" ile isimlendirdim.
İlk bakışta 5 ile 3 (avantajlar) arasında seçim yapmak ile -3 ile -5 (dezavantajlar) arasında seçim yapmak arasında fark yokmuş gibi gelse de, çok fark vardır. F tipi iki güzel çiçek arasında karar vermeye çalışırken, T tipi iki bok arasında karar vermeye çalışmaktadır. Bu nedenle F tipinin içi karar sonrasında genellikle rahatken, T tipinin içi hiçbir zaman rahat olmaz; sonuçta öyle ya da böyle seçtiği yine bir nebze boktur (algısal olarak :) ).
F tipi insanlar, T tipi insanlara göre daha sabırsız, aceleci ve kolay sıkılganken, T tipi insanlara göre özgüvenleri daha yüksektir. T tipi insanlar ise F tipi insanlara göre daha sabırlıdır, daha çok boyun eğmeye meyilli ve özgüvenleri daha düşüktür. Bu durum iki tip arasında iş dünyasında bir denge yaratır.
P tipi'ne gelirsek, onlar F tipi de, T tipi de olamayanlardır. Bazen çabuk karar verirler, bazen zor karar verirler; aslında çok da karar vermek istemezler. Yöneticilerin gözünde çok tanımlanamazlar. Karar vermeleri gereken durumlarda kimi zaman F tipi, kimi zaman T tipi karakteri gösterir ama yeterince bilinçli olmadıklarından çok başarılı olamazlar. Karar verme konusunda, F tipi ve T tipi gibi hevesli değillerdir ve daha az inisiyatif alırlar. P tipi insanlar inisiyatif konusunda pasiflerdir; bu nedenle "pasif" kelimesinin ilk harfi olan "p" ile isimlendirdim.
FT tipi insanlar ise hangi tipte olursa olsun, karar verme süreçlerinde bir şekilde seçeneklerin hem avantajlarını hem de dezavantajlarını birlikte değerlendirebilen, F tipleri gibi aceleci karar vermeyen ama T tipleri gibi de işi eziyet haline getirmeyen, P tiplerinin aksine inisiyatif alma ve karar verme konusunda çok istekli kişilerdir. Bu kişilerin kariyerleri sonuna kadar açıktır.
Dinçer Özturan.30.05.2008
24 Mayıs 2008
Algının Yaşamdaki Evrimi Üzerine
Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine isimli makalemde, kaybetmişlik ve kazanmışlık takdirimizin geçici olduğunu, yaşam algımız değiştiğinde, geçmişte yaptığımız seçimlerimizi de farklı biçimde değerlendirebildiğimizi netleştirmiştik. Bir insanın, bir anda, kendini hayatı boyunca kaybetmiş veya kazanmış olarak değerlendirebileceğine de değinmiştik. Bu bağlamda insanın omuzlarındaki yükün kişinin seçimlerini algılayışına bağlı olarak ya ağırlaştığını veya hafiflediğini söylemiştik.
Bu makalemden sonra, arkadaşlarımla yaptığım tartışmalar sonucunda, bu algısal evrimin sadece kaybetmek ve kazanmak için olmadığını, topyekün doğrular ve yanlışlar için de olduğunu farkettim. Bununla da kalmıyor, avantaj ve dezavantajlar için de, fırsatlar ve tehditler için de durum aynıydı.
İnsanın o anki ruh-u haliyesi nasılsa, insan dünyayı nasıl görmek istiyorsa, dünyayı öyle görüyor. Bu bağlamda, olaylar, ortam ve kısa süre önce yaşanan şeyleri baz alarak o anda bir karar veriyor; intahar ediyor, o anda karar veriyor; işinden istifa ediyor, o anda karar veriyor; erken uyumaya karar veriyor, o anda karar veriyor; umursamıyor.
Oysa yaşamın ilerleyen evrelerinde, bir dönem için verdiği o kararın doğru, bir dönem için de verdiği o kararın yanlış olduğunu düşünüyor. Hep bir döngü içinde evrile evrile yaşıyor insan. Seçimler insanı hayatı boyunca takip ediyor ve dönem dönem renk değiştiriyor.
Sanırım yaşamı ilginç ve keyifli kılan şey bu. Yaşamaktan vazgeçenler de bunu bir şekilde algılayamayanlar. Büyük konuşmuş da olabilirim ama böyle görünüyor.
Dinçer Özturan 23.05.2008
Bu makalemden sonra, arkadaşlarımla yaptığım tartışmalar sonucunda, bu algısal evrimin sadece kaybetmek ve kazanmak için olmadığını, topyekün doğrular ve yanlışlar için de olduğunu farkettim. Bununla da kalmıyor, avantaj ve dezavantajlar için de, fırsatlar ve tehditler için de durum aynıydı.
İnsanın o anki ruh-u haliyesi nasılsa, insan dünyayı nasıl görmek istiyorsa, dünyayı öyle görüyor. Bu bağlamda, olaylar, ortam ve kısa süre önce yaşanan şeyleri baz alarak o anda bir karar veriyor; intahar ediyor, o anda karar veriyor; işinden istifa ediyor, o anda karar veriyor; erken uyumaya karar veriyor, o anda karar veriyor; umursamıyor.
Oysa yaşamın ilerleyen evrelerinde, bir dönem için verdiği o kararın doğru, bir dönem için de verdiği o kararın yanlış olduğunu düşünüyor. Hep bir döngü içinde evrile evrile yaşıyor insan. Seçimler insanı hayatı boyunca takip ediyor ve dönem dönem renk değiştiriyor.
Sanırım yaşamı ilginç ve keyifli kılan şey bu. Yaşamaktan vazgeçenler de bunu bir şekilde algılayamayanlar. Büyük konuşmuş da olabilirim ama böyle görünüyor.
Dinçer Özturan 23.05.2008
27 Mart 2008
Problemin Delegasyonu
Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.
Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış. Doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş:
“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla.”
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş.
40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap yok
Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Karısı bu sefer cevap vermiş:
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk!"
Hikayenin ana fikri: Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız.
Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış. Doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş:
“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla.”
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş.
40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap yok
Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş:
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Karısı bu sefer cevap vermiş:
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk!"
Hikayenin ana fikri: Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız.
20 Şubat 2008
Işık ve Bilgi
Bugun arabayla işe gelirken önümde ilerleyen arabanın altına gözüm takıldı. Yolun üzerinde, yol buz tuttuğunda arabalar kaymasın diye yapılmış enlemesine beyaz kalın şeritler vardı. Önümdeki araba bir şeritin üzerinden geçerken, arabanın gölgesinden şeritler seçilemiyordu. Asfalt simsiyahtı, şeritler de bembeyaz; ama ışık olmadığında ikisi arasında bir fark olmuyordu heryer simsiyah oluyordu.
Işık olmadığında heryer karanlık oluyor. Parıl parıl ışık olduğunda ise siyahlar karanlık olmaya devam ediyor. Bu doğanın kanunu ve adaletinin bir işareti gibi.
Işık olmadığında heryer karanlık oluyor. Parıl parıl ışık olduğunda ise siyahlar karanlık olmaya devam ediyor. Bu doğanın kanunu ve adaletinin bir işareti gibi.
26 Mart 2006
Sosyal Tepkime
"İki insanın tanışması, iki kimyasal maddenin temas etmesine bezer: bir etkileşim olursa, ikisi de dönüşüm geçirir."
Jung
Bir sosyo-kimyasal madde olarak siz: Temas ettiğiniz insanlarla etkileşmeye ne kadar açıksınız? Etkileşim sürecinizde dönüşümünüz ne kadar kararlı? Dönüşümünüzü ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? Dönüşümünüzde referans aldığınız noktalar ne kadar sağlam, ne kadar sizi mutluluğa götürücü?
Dincer Ozturan, 26.03.2006
Jung
Bir sosyo-kimyasal madde olarak siz: Temas ettiğiniz insanlarla etkileşmeye ne kadar açıksınız? Etkileşim sürecinizde dönüşümünüz ne kadar kararlı? Dönüşümünüzü ne kadar kontrol edebiliyorsunuz? Dönüşümünüzde referans aldığınız noktalar ne kadar sağlam, ne kadar sizi mutluluğa götürücü?
Dincer Ozturan, 26.03.2006
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nostalji
Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı
Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...
-
Günün Kelimesi: Mert Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: İngilizce'deki Mortal (Ölümlü) kelimesi ile Mert aynı kökten geliyor. ...
-
Günün kelimesi: Risk Risk kelimesinin kökeni Arapça'da "kaderde olan nimet" anlamına gelen "rizk" kelimesinden gel...
-
Çevrenizde her gün saatlerce yalnız kalmaya ihtiyaç duyan kimse var mı? Sadece duygular ve düşünceler hakkında sakin sohbetler yapmayı seven...