12 Mart 2006

Bir sıfat olarak En

Elinizdeki bir kitabın o konu hakkında yazılmış en iyi kitap olduğunu hiç söylediniz mi? Acaba o en kelimesinin arkasında elenmiş kaç kitap vardı? Üç ? On? Yüz? Kaç kitabı incelemiş bir kişi olarak en sıfatını kullanmaya yetkin buldunuz kendinizi? Ne demek istediniz? Ne demek istediniz en iyi kitap derken? Okumadığınız yüzlercesinin de dahil olduğu bir kümeden, üçünü seçip bir değerlendirme yaptınız ve nasıl da diğerlerini hiçe sayarak "en iyisi budur!" dediniz? Ne hakla?

Bir de kendinize bakın. Sizi en mutlu edecek kişiyi nasıl seçtiniz? Kaç yüz tanıdınız? Kaç kişi omuzunuza başını yaslayarak ağladı? Kaç kişi sizi sevdiğini söyledi? Kaç kişinin yanakları onu sevdiğinizi söylediğinizde kızarıverdi? Kaç kişiyle birlikte denizi seyrettiniz? Kaç kişiyle birlikte şarkı söylediniz? Kaç kişiyle birlikte güneşin altında terlediniz? Kaç kişiye "en sevdiğin renk nedir?" dediniz? Kaç kişiye olursa çoçuğunu nasıl büyütmek istediğini sordunuz? Yani kaç kişiyle yaşamı ve hayalleri paylaştınız? Ve nasıl en dediniz? Ne hakla?

Bir de dostlarınıza bakın. Dost dediğiniz en iyi arkadaşınızdır. Okuldan dostlarınız, işyerinden dostlarınız, mahalleden dostlarınız. Neden onlar oldu en iyi dostlarınız? Nasıl seçildiler? Yoksa kader mi birleştirdi sizi. Kaçı ile dost olmak için gayret gösterdiniz? Kaç dostunuz var şanseseri olmayan? Okuldan dostlarınızdan kaçı ile evleriniz uzak, servisleriniz farklı, aileleriniz tanışıksız, derste oturduğunuz sıralar da farklıydı? İşyerinden dostlarınızın kaçı ile farklı departmanlarda, farklı projelerde, farklı katlarda çalıştınız? Bir otomobil almak için incelediğiniz kataloglara ayırdığınız zamanı kaç dostunuz için harcadınız? Onları kendi ruhunuzun olgunlaşma sürecinde nasıl ana etken maddeler olarak belirlediniz? Ne hakla?

"En güzel şehri; en çok şehir gezen, en güzel insanı; en çok insan tanıyan kişi bilir."

Dinçer Özturan, 03.2006

Çanakkale


1915 yılında Çanakkalede çekilmiş yandaki fotoğrafa uzun uzun bakın..

Ruhları şad olsun..

16 Şubat 2006

Can Yücel'in Mal Beyanı

1- Avşa Adası’nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2- Gökyüzünde bir bulut
3- Bitlis'te beş minare
4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası üreten bir fabrikanın yaslandığım beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandöken’de bir palan, iki döken
8- Kastamonu'da üç kasta
9- Üç fay hattı
10- Bir Çarşamba, iki Perþembe, üç Cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bir çuval gazoz kapağı
16- Bir kibrit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri İngilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21- Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22- Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı banka reklamlı bank
23- Bir ayakkabı çekeceği
24- İki büyük taş kütlesi
25- Bir adet ağaç gölgesi
26- Üç kuş kanadı sesi
27- Bir sürü kedi, köpek
28- Bir Marmara Denizi
29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32- Nakit 15 kuruş
33- Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.

Can Yücel

12 Şubat 2006

Gözlerinize gem, kulaklarınıza pranga!

"Önşartlarınız geleceğinizin sınırlarını belirler."

Dinçer Özturan, 02.2006

Profesyonel dünyada yükselemiyorsanız,
Yıllardır kendinize bir sevgili bulamıyorsanız,
Çevremde dostum diyebileceğim bir kişi bile yok diyorsanız
İsteyip de yapamıyorsanız,
Yapıp da başarısız hissediyorsanız,
Ya da hepsini yapıp da yine de mutlu olamıyorsanız;

İlk yapmanız gereken önşartlarınızı bir daha gözden geçirmek olmalıdır;

"..mutlulugunuzu beklentilerinize tutsak etmeyin.."

Dinçer Özturan, 04.2001

25 Ocak 2006

Hisler ve Davranış

Önemli olan, onun size kötü şeyler hissetmesi değil, kötü davranmasıdır. Bunu bilir, bunu yargılar, nihayetinde buna göre karar verirsiniz.

Önemli olan, ona iyi şeyler hissetmeniz değil, gerçekten iyi davranmanızdır. O bunu bilir, bunu yargılar, buna göre karar verir.

Dinçer Özturan, 01.2006

22 Ocak 2006

İnsanın Gizemli Derinliği

"Her insanın gözleri birer uçurumdur; yaklaştığında içine düşmekten korkarsın."

"Kar ve Kaplan" filminden..

6 Ocak 2006

Kişisel İmza

Bu dünyada dokunduğunuz her işe imzanızı atabildiniz mi? Giydiğiniz kazak nasıl siz gibi kokuyorsa, girdiğiniz ortamdaki atmosfere de böyle imzanızı atabildiniz mi? Her işinizi size özgü hale getirmeye çabaladınız mı? Hatalarınız dahi sizin karakterinizi taşıdı mı? Bu dünyanın türlü karelerine sinmiş bir kimlik oluşturabildiniz mi? Girdiğiniz her oda sizinle anıldı mı? Baktığınız her gözde o anı yıllar boyu hatırlatacak bir iz bırakabildiniz mi? Godzilla'nın asfaltta bıraktığı ayak izi gibi, siz de bu dünyanın tarihinde gözden kaçmayacak bir iz bırakmak istediniz mi? Bunu başarabildiniz mi? Başarabilecek misiniz? Yaşadığınız yaşam ne kadar size özgü; hiç düşündünüz mü?

Dinçer Özturan, 01.2006

Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...