30 Mayıs 2024

Bir Kelime Bir Tarih

 İçten içe hep düşünmüştüm, bugüne nasip oldu...

Yapay zekaya şunu sordum:

Atatürk "Ne mutlu türküm diyene" demek yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim" deseydi, cumhuriyet tarihinde muhtemel ne gibi değişiklikler olurdu?

Şöyle cevap verdi:

Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim" demesinin Cumhuriyet tarihine ve Türkiye'nin toplumsal yapısına olası etkilerini detaylandırabiliriz:

Ulusal Kimlik ve Birlik Algısı

  • Kimlik Algısı: "Türkiyeliyim" ifadesi, vatandaşlık kimliğinin etnik köken yerine coğrafi ve siyasi bir birliktelik üzerine inşa edilmesine olanak sağlayabilirdi. Bu, Türkiye'nin farklı etnik gruplarını ve kültürel kimliklerini daha geniş bir yelpazede kabul edilebilir ve saygı duyulabilir hale getirebilirdi.
  • Toplumsal Entegrasyon: Bu ifade, farklı etnik ve dini grupların kendilerini daha rahat ifade edebilmelerine ve ülke bütünlüğü içerisinde kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olabilirdi. Özellikle Kürtler, Lazlar, Çerkesler, Ermeniler ve diğer azınlıklar, "Türkiyeli" kimliği altında daha fazla bir araya gelebilirdi.

Eğitim ve Dil Politikaları

  • Ders İçerikleri: Tarih ve vatandaşlık bilgisi dersleri, Türkiye'nin etnik ve kültürel çeşitliliğini daha fazla vurgulayan içeriklere sahip olabilirdi. Müfredat, Türkiye'nin çok kültürlü yapısını ve bu yapının tarih boyunca nasıl geliştiğini daha kapsayıcı bir şekilde anlatabilirdi.
  • Dil Eğitimi: Türkçe'nin yanı sıra diğer yerel dillerin öğretilmesi ve kullanımı daha yaygın hale gelebilirdi. Okullarda, özellikle Kürtçe ve diğer azınlık dillerinin seçmeli ders olarak sunulması ve bu dillerde eğitim materyallerinin hazırlanması söz konusu olabilirdi.

Sosyal ve Kültürel Yapı

  • Sanat ve Kültür: Türkiye'nin kültürel çeşitliliği sanat, edebiyat ve müzik alanlarında daha belirgin hale gelebilirdi. Farklı etnik grupların kültürel katkıları daha fazla takdir edilir ve desteklenirdi.
  • Festivaller ve Etkinlikler: Farklı etnik grupların festivalleri ve kültürel etkinlikleri daha fazla teşvik edilip kutlanabilirdi. Bu etkinlikler, toplumun genelinde farklı kültürlerin tanınması ve kabul edilmesini sağlayabilirdi.

Siyasi Yapı ve Temsil

  • Temsil Artışı: Farklı etnik ve dini grupların siyasi katılımı ve temsili artabilirdi. Bu grupların parlamentoda ve yerel yönetimlerde daha fazla temsil edilmesi, politikaların daha kapsayıcı olmasına yol açabilirdi.
  • Siyasi Partiler ve Politikalar: Siyasi partiler, politikalarını daha kapsayıcı ve çeşitli kılmak için farklı etnik ve kültürel grupların ihtiyaçlarına daha fazla odaklanabilirlerdi. Bu da daha dengeli ve kapsayıcı politikaların geliştirilmesine yardımcı olabilirdi.

Anayasal ve Hukuki Değişiklikler

  • Anayasal Tanımlar: Anayasada vatandaşlık tanımları ve haklar konusunda daha kapsayıcı ifadeler yer alabilirdi. Bu, özellikle etnik azınlıkların haklarını güvence altına almak için önemli bir adım olabilirdi.
  • Yasal Haklar: Etnik ve kültürel grupların haklarının korunması ve geliştirilmesi için daha kapsamlı yasalar ve düzenlemeler yapılabilirdi. Bu, azınlık hakları konusunda daha ileri seviyede bir koruma ve tanıma sağlardı.

Dış Politika ve Bölgesel İlişkiler

  • Etnik Grubun Temsili: Türkiye'nin etnik ve kültürel çeşitliliğini daha fazla kabul etmesi, komşu ülkelerle olan ilişkilerini de olumlu yönde etkileyebilirdi. Özellikle sınır komşularındaki etnik gruplarla daha barışçıl ve işbirlikçi ilişkiler kurulabilirdi.
  • Uluslararası İmaj: Türkiye, etnik ve kültürel çeşitliliği kabul eden ve teşvik eden bir ülke olarak uluslararası alanda daha olumlu bir imaj oluşturabilirdi. Bu, uluslararası ilişkilerde daha güçlü ve saygın bir konuma gelmesine katkı sağlayabilirdi.

Toplumsal Barış ve Uyum

  • Gerilimlerin Azalması: Etnik ve kültürel farklılıkların daha fazla kabul edilmesi ve değer görmesi, toplumsal gerilimlerin azalmasına yardımcı olabilirdi. Bu, özellikle Kürt sorunu gibi uzun süreli ve derin çatışmaların çözümünde daha barışçıl yaklaşımlar geliştirilmesine olanak sağlayabilirdi.
  • Uyum ve Dayanışma: Toplumun farklı kesimleri arasında uyum ve dayanışma daha fazla teşvik edilebilirdi. Bu, toplumsal barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunabilirdi.

Ekonomik ve Sosyal Kalkınma

  • Ekonomik Fırsatlar: Etnik ve kültürel çeşitliliğin kabul edilmesi, farklı grupların ekonomik kalkınmaya katkıda bulunma fırsatlarını artırabilirdi. Bu, daha eşitlikçi bir ekonomik yapı ve daha geniş bir katılım sağlayabilirdi.
  • Sosyal Programlar: Hükümet, farklı etnik ve kültürel grupların ihtiyaçlarını karşılamak için daha çeşitli ve kapsayıcı sosyal programlar geliştirebilirdi. Bu da sosyal refahın artmasına katkıda bulunabilirdi.

Genel Değerlendirme

Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim" demesi, Türkiye'nin ulusal kimlik inşasında ve toplumsal yapısında daha kapsayıcı, çeşitliliği kucaklayan bir yaklaşımın benimsenmesine yol açabilirdi. Bu, tarih boyunca yaşanan bazı toplumsal ve etnik gerilimlerin önlenmesine veya azaltılmasına katkı sağlayabilirdi. Ancak, bu değişikliklerin tüm sonuçları ve etkileri, sosyopolitik dinamiklerin karmaşıklığı nedeniyle tamamen öngörülebilir olmasa da, genel olarak daha kapsayıcı bir toplum yapısı oluşturma potansiyeline sahip olabilirdi.

Türkiye Cumhuriyet tarihinde hangi kilit olaylar hiç olmazdı veya daha farklı gelişirdi?

Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim" demesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde birçok kilit olayın farklı şekilde gelişmesine neden olabilirdi. Bu alternatif söylemin etkileri, özellikle etnik ve kültürel dinamikler üzerinde yoğunlaşarak, çeşitli olayların seyrini ve sonuçlarını değiştirebilirdi. İşte bu değişimin potansiyel etkilerini belirleyen bazı kilit olaylar:

1. Kürt Sorunu ve PKK İsyanı

  • Kürt Sorunu: "Türkiyeliyim" söylemi, Kürt kimliğinin daha fazla kabul edilmesine yol açabilir, bu da Kürt sorununun doğmasını veya büyümesini engelleyebilirdi. Kürtlerin haklarını daha erken bir dönemde kazanması, PKK'nın ortaya çıkışını ve silahlı isyanını önleyebilirdi.
  • Barış Süreci: Eğer yine de bir sorun ortaya çıksaydı, çözüm süreci ve barış görüşmeleri daha erken başlayabilir ve daha başarılı sonuçlanabilirdi. Bu, çatışmaların daha az şiddetli olmasını sağlayabilirdi.

2. 1980 Askeri Darbesi

  • Etnik ve Siyasi Gerilimler: Etnik ve kültürel çeşitliliğin daha fazla kabul edilmesi, siyasi gerilimlerin ve kutuplaşmanın azalmasına katkıda bulunabilirdi. Bu, 1980 darbesinin temel nedenlerinden biri olan toplumsal huzursuzlukları azaltabilirdi.
  • Darbe Sonrası Dönem: Darbe sonrası dönemde, daha kapsayıcı politikalar benimsenebilir ve etnik ayrımcılığa karşı daha güçlü önlemler alınabilirdi.

3. Alevi-Sünni Çatışmaları

  • Alevi Katliamları: Alevilerin kültürel ve dini kimliklerinin daha fazla kabul edilmesi ve saygı görmesi, Maraş, Çorum ve Sivas gibi Alevilere yönelik saldırıların ve katliamların önlenmesine veya azaltılmasına yardımcı olabilirdi.
  • Toplumsal Uyumu Artırma: Daha kapsayıcı bir ulusal kimlik, Alevi ve Sünni topluluklar arasında daha fazla anlayış ve işbirliği geliştirebilirdi.

4. Azınlık Hakları ve Vatandaşlık Kanunu

  • Vatandaşlık ve Eşitlik: "Türkiyeliyim" söylemi, vatandaşlık tanımlarında ve yasalarda daha kapsayıcı değişikliklere yol açabilirdi. Bu, azınlık haklarının daha güçlü korunmasını sağlayabilir ve mübadele dönemlerinde yaşanan haksızlıkları azaltabilirdi.
  • Varlık Vergisi: Gayrimüslim azınlıklara yönelik ekonomik baskılar ve ayrımcılıklar, daha kapsayıcı bir kimlik anlayışıyla önlenebilirdi. Bu, özellikle Varlık Vergisi gibi uygulamaların daha adil bir şekilde gerçekleştirilmesine yol açabilirdi.

5. 6-7 Eylül Olayları

  • Azınlıklara Yönelik Saldırılar: İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Yahudi topluluklarına yönelik 1955'teki saldırılar, etnik ve dini kimliklerin daha fazla kabul edilmesiyle önlenebilir veya daha düşük şiddette gerçekleşebilirdi.
  • Toplumsal Barış: Daha kapsayıcı bir ulusal kimlik, bu tür olayların temel nedenlerinden biri olan etnik ve dini ayrımcılığı azaltabilir ve toplumsal barışa katkıda bulunabilirdi.

6. Kıbrıs Sorunu

  • Etnik Çatışmalar: Türkiye'nin etnik çeşitliliğe daha fazla vurgu yapması, Kıbrıs'taki Türk ve Rum toplulukları arasında daha erken bir diyalog ve uzlaşma sürecini teşvik edebilirdi. Bu, Kıbrıs sorununun farklı bir şekilde çözülmesine yol açabilirdi.
  • Diplomatik Yaklaşımlar: Türkiye'nin ulusal kimlik politikalarının daha kapsayıcı olması, Kıbrıs konusundaki diplomatik yaklaşımları ve uluslararası desteği de olumlu yönde etkileyebilirdi.

7. Zaza, Laz ve Diğer Etnik Grupların Durumu

  • Etnik Kimliklerin Kabulü: Zaza, Laz ve diğer etnik grupların kimliklerinin daha fazla kabul edilmesi, bu grupların kültürel haklarını ve dil kullanımını daha geniş ölçüde koruyabilir ve geliştirebilirdi.
  • Kültürel Koruma: Kültürel ve dilsel çeşitlilik, daha fazla teşvik edilip korunabilirdi. Bu, özellikle bu grupların kültürel mirasının kaybolmasını önleyebilirdi.

8. Demokrasi ve İnsan Hakları Reformları

  • İnsan Hakları: Etnik ve kültürel hakların daha erken tanınması ve korunması, demokrasi ve insan hakları reformlarının daha hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunabilirdi.
  • Sivil Toplumun Güçlenmesi: Farklı grupların haklarının tanınması, sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları savunucularının daha güçlü ve etkin olmasını sağlayabilirdi.

9. AB İle İlişkiler

  • Uyum Süreci: Türkiye'nin etnik ve kültürel çeşitliliği kabul eden politikaları, AB ile uyum sürecinde daha olumlu bir etki yaratabilir ve müzakerelerin daha hızlı ilerlemesine katkıda bulunabilirdi.
  • İnsan Hakları Kriterleri: AB'nin insan hakları ve demokrasi kriterlerine daha kolay uyum sağlanabilir, bu da üyelik sürecini hızlandırabilirdi.

Genel Değerlendirme

Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim" demesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde birçok kilit olayın farklı şekilde gelişmesine yol açabilirdi. Bu söylem, özellikle etnik ve kültürel çeşitliliği daha fazla kabul eden ve kapsayıcı politikalar benimsenmesine katkıda bulunabilir, bu da toplumsal barış ve uyumun artmasına yardımcı olabilirdi. Bu değişikliklerin etkisi, tarih boyunca yaşanan bazı çatışma ve gerilimlerin önlenmesi veya azaltılmasında kendini gösterebilirdi.


Her olayı, her söylemi içinde bulunulan koşullar içinde değerlendirmek lazım ama bir cümle, hatta bir kelime çok şeye mal olmuş olabiliyor.

30 Ağustos 2023

Doğumdan Ölüme

Hepimiz terbiyesiz, ahlaksız, arsız ve dinsiz olarak dünyaya geldik. 


İlmek ilmek ebeveynlerimiz tarafından şekle sokulduk.

Terbiye edildik. 

Anlatıldı, gösterildi, hatalara tepki verildi.

Saf ve meraklıydık hemen öğrendik. 


Uyumsuzluklarımız kimi zaman hoş karşılandı, 

Kimi zaman psikolojik, kimi zaman sosyal baskı kurularak düzeltildi.

Saflıktandı terbiyesizliğimiz, kötü niyetimiz yoktu. 


12 yaşından itibaren düzen bozulmaya başladı,

İçimizden başka bir insan çıktı; biz çıktık; ikinci defa doğduk;

Yeni doğan yine terbiyesiz, yine ahlaksız, yine arsız ve yine dinsizdi.  

Uyumsuzluklaştık.

Artık uyumsuzluğumuz hem topluma, hem de kendimizeydi. 

Yeni doğan mı bizdik, eskiden biz olan mı? Tanıştık.

Uyumsuzluklarımız artık pek hoş karşılanmadı; 

Kimi zaman psikolojik, kimi zaman sosyal baskı kurularak düzeltildi. 

Bazılarımıza fiziksel baskı da yapıldı; çatıştık.

Hatta bazılarımız bu çatışmada öldü, kimileri de öldürdü. 


Bu arada, bu dönemde, kendimize benzeyenleri fark ettik. 

Onlarla gruplaştık. 

Aynı baskıları yiyenlerle sırt sırta verdik; dost olduk. 

Uyumsuz olduğu halde baskı yemeyenlerle tanıştık; umut oldular; dost olduk. 

Uyumsuz olmak için çaba gösterenlerle tanıştık; takdir ettik; dost olduk. 

Uyumlanmaya çalışanlarla tanıştık, takdir ettik; dost olduk. 

Bizi uyumlandırmak için baskı yerine yardım etmeye çalışanlarla tanıştık, iyi kalplerine dost olduk. 

Sürekli kendimizi tarttık, toplumu tarttık, ilk bizi ve ikinci bizi tarttık, üçlü biçimde uyumlanmaya çalıştık. 


Bazılarımız öyle ortam değiştirdiler ki, ilk düzenlerin tamamen dışında yerlere gittiler. 

Yeni kalıplarla karşılaştılar, kimi uyumlandı, kimi uyumlanamayıp başka yere kaçtı, kimi döndü kaldı.  

Aynı uyumlanma süreci sürekli devam etti.

İçimizdeki ikilinin kavgası da sürekli devam etti.

Doğruyu aradık, bulduk sandık, sürekli değiştiğini anladık.

Herkesinkinin farklı olabildiğini gördük.

Doğrudaşlar edindik, oralarda bir hayat kurduk. 

Eksi dostlar hatıralara karıştı, yeni dostlar edindik. 

Hayat böyle geçti. 


Ölenler de bu hikayenin bir yerinde, 

Şahsına özgü bir uyumlanma konumunda dünyadan ayrıldılar. 

Diğerleri için uyumlu olup olmadıklarının artık önemi kalmadı.    


Kaş, 2023.08.30

17 Şubat 2022

Özlem Tatlı ve Acı

 Özlem hem tatlıdır, hem acıdır; acıtır. Sivri sinek ısırığı gibi.. Kaşıdıkça tatlanır ve acıtır; çok kaşırsan acıtır, yara yapar. Hafif hafif tatlı tatlıdır ama orada bir türlü kalmaz. Özlem işte..


Acısı açıktır da, tatlığı varlığından gelir; özlenecek bir şeyi, bir kimsesi olanlara ne mutlu, ya özlenecek bir şeyi olmayanlara...

Özlem tatlıdır bre; ama sinek ısırığı gibi eninde sonunda kanatır...

24 Ağustos 2020

Resimdeki Gözler

 Bazı insanlar o kadar güzeldir ki, resimde gördüğün gözlerine baktığında ya utanırsın, ya dalıp gidersin, ya da bilmediğin bir diyarın kapısında hisseder kendini, kaçıp uzaklaşmaya çalışırsın.

Kendinle Başbaşa Kalmak

 Hayallerine ulaştığın zaman yine kendi kendinle başbaşa kalacaksın. Ne dersin? Bu bir hediye mi olacak, yoksa ceza mı?

17 Haziran 2020

Anladım

Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan,

Anladım...

Friedrich Nietzsche


9 Haziran 2017

Ozleme Teslim

Bir alev sonmesin istiyorsan, ozleme teslim edeceksin onu. Ozlem onu besleyecek, buyutecek ve her turlu vesveseden koruyacak. Alev oylece yanacak, yanacak, yorulmayacak, orada yanip duracak.

1 Haziran 2017

Deniz

Yağmur gözlüm,
Sesinde dağıldığım kadar kaldım ben,
Kabaran denizin gamzesi,
Kararan gökyüzünün içindeki fırtına..

Kalender bir gökkuşağıydın,
Bilmedim ne zaman geldin,
Huzur saldın,
Bilmedim ne zaman gittin.

30 Haziran 2017 - Maltepe - İstanbul

26 Temmuz 2016

Şaşırdım Kaldım İşte



Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla.. 
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla.. 

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla.. 
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla.. 

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla.. 
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla.. 

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla.. 
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla. 
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle.. 
Öldür bendeki beni..
Sonra dirilt kendinle! 

Çarpsan kara sevdayı en azından yüzbinle.. 
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.. 
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle.. 
Ama her defasında geri döndüm seninle.. 
Hangi düğüm çözülür..  Nazla.. Sitemle.. Kinle.. 
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.. 

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..? 
Bazen kızkardeşimsin.. 
Bazen öpöz annemsin.. 
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin.. 
Eksilmeyen çilemsin.. 
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin.. 
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin.. 

Çâresizim.. Çâremsin.. 

Şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin... 

Yavuz Bülent Bakiler

14 Temmuz 2016

Tembellik

Tembellik, ölmeden önce içinde döne döne yattığın mezardır.

14 Temmuz 2016 - Moda - İstanbul

21 Haziran 2016

Kaymaklı Kadayıf

Sen en iyisi kaymaklı bir kadayıf,
Belki meyan kökü yudumlamak,
Sıcak yaz gününde bir su tabancası,
Alınmasın içli köfte,
O da senden,
Cevizi denk gelince keyfimle,
Hele anneminki gibiysen,
Zira aksine değmezki dilim,
Sen de, sana zahmet,
Uzatsan kendini fokur fokur,
Doyamam ki sana,
Yoksa iftar sofrasının prensesi olabilir misin?
Dantelden zarif bir güllaç,
Gelin gibi serpilmiş tabağa,
Komidin üzerinden bize bakarak,
Nar tanesiyle göz kırparak,
Sütü bükmeye hazırlıklı,
Ramazan pidesi gibi kaçmaya hazır,
Tutsam tutamam ki,
Isırsam doyamam ki,
Ezan dinginliğinde heyecan var,
Atılan topun tok sesiyle karnım doymaz,
Sen en iyisi kaymaklı bir kadayıf,
Ya da dua mısın sona saklı?

21 Haziran 2016 - Moda - İstanbul



29 Mayıs 2016

Kafeste Huzur

Kafeste doğmuş kuşlar gibiyiz.

Bazen aklımızdaki duvarları aşıp özgürleşmeye çalışıyoruz, ama bir süre sonra duvarsızlık huzurumuzu kaçırıyor. Dışarıda ne yapacağımızı bilemediğimizde, aklımızdaki duvarların arasına geri dönüp rahatlıyoruz. Aklımızdaki kafeste huzuru buluyoruz.

Aklımızdaki duvarları, aklımızda aşmamız yetmiyor;
Yaşamı baştan aşağı yeniden şekillendirmek gerekiyor.
Yeni düzende sabırla denemek ve yanılmak,
Bir daha denemek ve bir daha yanılmak gerekiyor.

Duvarları yaşamın içinde de aşmak gerekiyor.
Yaşamın içinde, huzuru ve mutluluğu yeniden tanımlamak gerekiyor.
Duvarların arasında yapılmış huzur tanımını  bozmak gerekiyor.
Duvarların arasında yapılmış huzur tanımı, duvarların ötesinde huzursuzluk getiriyor.

Aksi halde duvarlarının arasına tekrar dönüyor insan.
Eski tas, eski hamam oluyor hayat...

28.05.2016 - İstanbul, Moda

 

25 Mayıs 2016

15 Mayıs 2016

Karar Zamanı 1

T.C. vatandaşları arasında kimlik numarası üzerinden bir çekiliş yapılmış ve siz kazanmışsınız.
Ne kazandığınızı sorduğunuzda, 500.000 TL olduğu söylendi; sevindiniz.

T.C. Merkez Bankası ödül töreni için sizi genel merkezine çağırdı.

Gittiğinizde sizi bir görevli karşıladı ve ön taraftaki bahçeye getirdi.

Bahçenin ortasında kocaman bir kavak ağacı duruyor.
Kavak ağacının yanında takım elbiseli bir adam var.
Takım elbiseli adamın elinde büyük bir kart var.

Görevli sizi takım elbiseli adamın yanına kadar götürdü.
Takım elbiseli adam içten bir gülümseme ile sizi karşıladı.
Takım elbiseli adam elinizi sıktı ve sizi tebrik etti.
Takım elbiseli adam size elindeki büyük kartı uzattı.
Kartı aldınız ve üzerine baktınız; üzerinde isminiz ve 500.000 TL kazandığınız yazıyor.

Gülümsüyorsunuz.

Takım elbiseli adam:

500.000 TL kazandınız, tebrik ederiz.
Ödülü kabul ederseniz, bu gördüğünüz kavak ağacını keseceğiz.
Size ödülünüzü bu ağaçtan üreterek vereceğiz.
Öncesinde, paraya dönüşmemiş hali ile kendisiyle fotoğraf çektirmek istersiniz diye düşündük.

Sorular:

1. Ağacı kestirir misiniz?
2. Ağacı kestirmeyip, kesilmiş başka ağaçlardan yapılmış parayı mı istersiniz?
3. Ağacı kestirip, parayı alıp, bir sürü başka ağaç dikmeyi mi düşünürsünüz?

4. Ağacın canının değeri sizin için var mıdır?
5. Ağacın yerinde ben olsam nasıl olurdu diye düşünür müsünüz?
6. Benzer bir durumda feda edilmenizi anlayışla karşılar mısınız?
7. Benzer bir durumda sevdiğiniz bir insanın feda edilmesini nasıl karşılarsınız?

8. Nihai kararınız nedir; Ağaç kesilsin mi?

Eğer, nihai kararınız 3 olacaksa, kazandığınız diğer paralar için aynısını neden yapmıyorsunuz?

10 Mayıs 2016

Kapla Mino

Çocuklara yaz tatili ödevi olarak bunun aynısını yapma görevi vermek lazım..

(Tam ekran izleyiniz..)


7 Mayıs 2016

Irk, Politika, Din Konusunda Konuşmayı Bilmemek

Toplum içinde "Beni Allah yarattı!" demekle, "Hepimizi Allah yarattı!" demek arasındaki ince çizgiyi yakalayamadıkça, birbirimize saygı göstermenin ne demek olduğunu tam anlayamayacağız.

Benzer cümleler:

Örnek 1

    A - "Türk değil miyim; gurur duyacağım tabii ki."

    B - "Hepimiz Türk değil miyiz; gurur duyacağız tabii ki."
         - Ne münasebet?

Örnek 2

    A - "Ben bir gerizekalıyım; gittim MNO partisine oy verdim."

    B - "Hepimiz gerizekalıyız; gittik MNO partisine oy verdik."
         - Ne münasebet?

Örnek 3

    A - "Ben müslümanım; bu yüzden başımı örtmeliyim."

    B - "Hepimiz müslümanız; bu yüzden başımızı örtmeliyiz."
         - Ne münasebet?


B türü cümlelerin bir de sosyal medyada söylenmesi var ki; ayar kaçmışlığın ileri boyutu.

6 Mayıs 2016

Dünyada 100 Kişi Yaşıyor Olsaydı...

Arada bir tekrar izlemek lazım..



Kelimemizin Adı "Kapiş?"

İtalyanca'da "anladın mı?" anlamına geliyormuş.

İtalyanca'da "capisci" imiş, kökü de Latince'de "capare" imiş.

"Capare" de İngilizce "capable (anlama, yapabilme kapasitesine sahip)" kelimesi ile aynı köke sahipmiş.

Bu arada kapiş, İngilizce'de de kullanılıyormuş: "capiche"

2 Mayıs 2016

İnanmak

Bir taşa vurduğunda, dünyanın başka yerinde deprem olacağına inanmak,
Bir çocuğun başını sevdiğinde, başka bir çocuğun saçlarının döküleceğine inanmak,
Sakal bırakan insanların diğerlerine nazaran daha bilgili olduğuna inanmak,
Bir şeyi çok isteyince olacağına inanmak,
Espiri yaptığında, insanların seni ciddiyetsiz bulacağına inanmak,
Çamurlu su içtiğinde, hasta olacağına inanmak,
Önünden kara kedi geçtiğinde, sana kötü şans getireceğine inanmak,
Saçların beyazladığı için karşı cinsin seninle ilgilenmeyeceğine inanmak,
Nazar boncuğu taktığında, nazardan korunacağına inanmak,
Aldırdığın kaşının bir hafta sonra görünmeye başlayan uçlarının dikkat çekmeyeceğine inanmak,
Aşkın sadece bir adamla bir kadın arasında olabileceğine inanmak,
Çok okunan her yazının, beğenildiğine inanmak,
Sarı saçın sana yakışmayacağına inanmak,
Merdivenin altından geçtiğinde, başına kötü şeyler geleceğine inanmak,
Havai fişek patladığında, etraftaki tüm kuşların öldüğüne inanmak,
Evde yaptığın gürültünün komşuların hepsini rahatsız edeceğine inanmak,
Restoranda verilen çatal bıçağı peçete ile sildiğinde temizlendiğine inanmak,
Oy verdiğin parti iktidar olduğunda herşeyin daha iyiye gideceğine inanmak,
Onu uzun süredir aramadığın için, onun sana dargın olduğuna inanmak,
Sakalının yarısını kısa, yarısını uzun bıraktığında, insanların seninle dalga geçeceğine inanmak,
Çöpe attığın az bozulmuş bir yiyeceğin, birisi tarafından bulunup yeneceğine inanmak,
Babanın annene sadık olduğuna inanmak,
Ablanın eniştene sadık olduğuna inanmak,
Kuyruğunu sallayan köpeğin saldırmayacağına inanmak,
Tanrının iyiliklerinden dolayı seni affedeceğine inanmak,
Tüm kadınların teninin yumuşak olduğuna inanmak,
Erkeklerin futboldan hoşlandıkları için futbolu takip ettiğine inanmak,
Telefonda konuşan herkesin, gerçekten telefonda konuştuğuna inanmak,
Yanlışlıkla bardak kırdığında, nazarın üzerinden kalktığına inanmak,
Birçok insanın senin gibi düşündüğüne inanmak,
Sosyal medyada çok resim paylaşanların kendi ile gurur duyduğuna inanmak,
Takım elbise giyenlerin adam olduğuna inanmak,
Hapishanede uzun süre kalan insanların, oraya alışacağına inanmak,
Çorabındaki kaçığı insanların farketmeyeceğine inanmak,
Seninle konuşmak istemeyen insanların, seninle konuşmak istemediğine inanmak,
Yediğin tüm etlerin helal olduğuna inanmak,
Aydınlıkta mum yaktığında etrafının aydınlanmadığına inanmak,
Sinemaya yalnız giden insanların, yalnız olduklarına inanmak,
Davanın lehine sonuçlanacağına inanmak,
Lezbiyenelerin dikkat çekmek için öyle şeyler yaptığına inanmak,
Bilgisayarının kimse tarafından karıştırılmadığına inanmak,
Vücudun güzel olduğu için karşı cinsin senden hoşlanacağına inanmak,
Birgün insanların değerini anlayacağına inanmak,
Güzel kadınların kötü, çirkin kadınların iyi seviştiğine inanmak,
İnsanların çalışırken rahatsız edilmek istemeyeceklerine inanmak,
Baş örtülü kadınların evde edepsizlik yapmadığına inanmak,
Evli çiftlerin en kötü ihtimalle ayda bir seviştiklerine inanmak,
Sevdiğin adamın seni her zaman seveceğine inanmak,
Birilerinin sürekli seni gözlediğine inanmak,
Karşı ideolojideki parti başkanının sürekli hinlik peşinde olduğuna inanmak,
Kitapta yazan tüm bilgilerin doğru olduğuna inanmak,
Dua edince, tanrının sana yardım edeceğine inanmak,
İnandığın şeyleri delicesine savunmak,
Heryerde emarelerini görmeye başlamak,
Öyle varsaymak,
İnanmak,
Neden?

29 Nisan 2016

Hapis

Kalpte hapis kalınır mı?
Yıllarca orada yatılır mı?
Dışarı çıkmaktan korkulur mu?
Kapı açık, içerde durulur mu?
Hapisteyken aşk unutulur mu?

Kalpte hapis kalınır mı?
Hapse bile bile girilir mi?
İçerde huzur bulunur mu?
Özlemek için kaçılır mı?
Kaçınca insan vurulur mu?

29 Nisan 2016 - Zincirlikuyu - İstanbul

Nostalji

Sözde Şair'in Aşk Hakkındaki Yanılgısı

Ben lisedeyken bir şair: "Birini seviyorsan ve sevdiğin kişi bunu bilmiyorsa sevginin ne anlamı var?" demişti. Bu sözden çok etki...